İsrail’in Güney Lübnan’da ilan ettiği ‘Sarı Hat’, bölgede yıkılan evler, değişen askeri hatlar ve tamamlanmayan çekilme süreciyle Lübnanlı sivillerin geri dönüp dönemeyeceği konusunda ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Hattın, İsrail ordusunun işgal altındaki bölgelerden çekilirken geride bıraktığı tampon bölgeyi tanımladığı belirtiliyor. Ancak bu hattın kalıcı hale gelmesi, 2006 sonrası istikrarı düzenleyen BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararına aykırılık tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Sarı Hat nedir, nasıl ortaya çıktı?
İsrail’in ‘Sarı Hat’ olarak adlandırdığı çizgi, 2023 Ekim’inden bu yana Hizbullah ile yaşanan çatışmaların ardından İsrail ordusunun ilerlediği bölgelerde oluşturduğu fiili bir sınır niteliği taşıyor. İsrail, bu hattı kendi güvenliği için gerekli bir tampon bölge olarak sunarken, Lübnan hükümeti ve Hizbullah, hattın uluslararası hukuka ve 1701 sayılı karara aykırı olduğunu savunuyor. Karar, İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesini ve bölgede yalnızca Lübnan ordusu ile UNIFIL’in bulunmasını öngörüyordu. Sarı Hat, bu çekilmenin tamamlanmadığını gösteriyor.
Hattın geçtiği bölgelerde İsrail ordusunun yıkım faaliyetleri dikkat çekiyor. Lübnanlı yetkililere göre, sınır köylerinde yüzlerce ev tamamen yıkıldı veya oturulamaz hale getirildi. İsrail, yıkımların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını savunurken, insan hakları örgütleri bunun toplu cezalandırma anlamına geldiğini belirtiyor. Bölge sakinleri, geri döndüklerinde evlerini moloz yığını halinde bulduklarını ifade ediyor.
Belirsizlik ve yerinden edilme
Sarı Hat’ın kalıcı olup olmayacağı belirsizliğini korurken, binlerce Lübnanlı hâlâ yerinden edilmiş durumda. Lübnan hükümeti, İsrail’in çekilme takvimine uymadığını ve işgali sürdürdüğünü belirtiyor. BM ve uluslararası toplum, İsrail’e 1701 sayılı kararın gereklerini yerine getirme çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail, güvenlik garantileri sağlanmadan çekilmenin mümkün olmadığını savunuyor. Bu durum, bölgede yeni bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor.
Lübnan ekonomik krizle boğuşurken, altyapının yeniden inşası için kaynak bulmakta zorlanıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgede insani ihtiyaçların arttığına dikkat çekiyor. Özellikle kış aylarının yaklaşması, barınma ve ısınma sorunlarını derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Lübnan’daki gelişmeleri yakından izliyor. Sarı Hat’ın kalıcı hale gelmesi, Ortadoğu’da yeni bir fiili sınır oluşması anlamına gelir ve bu durum Türkiye’nin bölgesel istikrar politikalarını zorlaştırabilir. Türkiye, özellikle 1701 sayılı karara vurgu yaparak İsrail’in tam çekilmesini savunuyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, mülteci akınlarını tetikleyebilir ve Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi politikalarını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Lübnan’a insani yardım ve yeniden inşa çabalarına destek vererek bölgedeki nüfuzunu korumaya çalışıyor.