İsrailliler yeni hükümeti belirlemek için sandık başına gitmeye hazırlanırken, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler, seçim sonuçlarının kendi yaşamlarında bir değişiklik yaratacağına inanmıyor. Filistinliler, İsrail'in demokrasisini "şaka" olarak nitelendiriyor ve işgalin devam ettiği sürece İsrail'deki siyasi süreçlerin kendileri için bir anlam ifade etmediğini vurguluyor. Ramallah, Nablus ve Hebron gibi şehirlerde yaşayan Filistinliler, yıllardır süren işgal, yerleşimci şiddeti ve ekonomik zorluklar altında yaşam mücadelesi verirken, İsrail seçimlerinin kendilerine hiçbir şey vaat etmediğini dile getiriyor.
İsrail Seçimleri ve Filistinlilerin Beklentileri
İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan seçimler, ülkenin son dört yılda beşinci kez sandık başına gidişi olarak kayıtlara geçti. Seçimler, eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisi ile mevcut Başbakan Yair Lapid'in Yesh Atid partisi arasında kıyasıya bir yarışa sahne oldu. Ancak Batı Şeria'daki Filistinliler için bu seçimler, işgalin sona ermesi veya yaşam koşullarının iyileşmesi açısından herhangi bir umut taşımıyor. Filistinliler, İsrail siyasetinin tüm kesimlerinin işgali sürdürme konusunda hemfikir olduğunu, dolayısıyla kimin iktidara geldiğinin önemli olmadığını belirtiyor.
Uluslararası toplum ve insan hakları örgütleri, İsrail'in demokratik yapısının yalnızca kendi vatandaşları için geçerli olduğunu, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerin temel haklardan yoksun bırakıldığını sık sık dile getiriyor. Filistinliler, İsrail'in "Ortadoğu'nun tek demokrasisi" olarak sunulmasını eleştirerek, bu demokrasinin işgal altındaki topraklarda yaşayan 5 milyondan fazla Filistinliyi kapsamadığını hatırlatıyor. Bu durum, İsrail'in demokrasi iddiasını sorgulayan Filistinliler için "şaka" benzetmesinin temelini oluşturuyor.
Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti son yıllarda artış gösterdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2022 yılı Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırılarının en yoğun olduğu yıl oldu. Filistinliler, İsrail güvenlik güçlerinin bu saldırılara göz yumduğunu veya yetersiz müdahale ettiğini savunuyor. Ayrıca, Filistin yönetiminin zayıflığı ve iç bölünmeler, halkın umutsuzluğunu daha da artırıyor. 2006'dan bu yana Filistin'de genel seçim yapılmamış olması, Filistinlilerin kendi siyasi temsilcilerini seçme konusundaki hayal kırıklığını derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail seçimleri, ABD yönetimi tarafından yakından takip ediliyor. ABD Başkanı Joe Biden, seçim sonrası İsrail ile ilişkilerin güçlendirilmesi mesajları verirken, Filistinliler bu desteğin işgali sürdürdüğünü ve barış umutlarını azalttığını düşünüyor. Avrupa Birliği de seçim sonuçlarını izleyeceğini açıklamış, ancak Filistinliler AB'nin de etkili bir baskı unsuru oluşturmadığını belirtiyor.
Ortadoğu'da son dönemde yaşanan normalleşme süreçleri, Filistin meselesinin Arap dünyasının öncelikleri arasından çıktığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Abraham Anlaşmaları ile BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi, Filistinlilerin yalnızlaştığını hissetmesine neden oldu. Filistinliler, uluslararası toplumun Filistin meselesine yeterince ilgi göstermediğini ve İsrail'in işgal politikalarının uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen yaptırımla karşılaşmadığını vurguluyor.
İsrail'de seçim sonrası kurulacak hükümetin Batı Şeria politikaları, bölgede gerginliğin artmasına veya azalmasına yol açabilir. Filistinliler, özellikle sağcı ve aşırı sağcı partilerin güç kazanması durumunda yerleşim faaliyetlerinin hızlanacağı ve Filistinlilere yönelik baskıların artacağı endişesini taşıyor. Bu durum, iki devletli çözümün daha da imkânsız hale gelmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesine tarihsel ve siyasi olarak yakın duran bir ülke olarak, İsrail seçimlerinin Filistinliler açısından yarattığı hayal kırıklığını yakından takip etmektedir. Türk dış politikası, iki devletli çözümü ve Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız Filistin devletini desteklemektedir. İsrail'de kurulacak yeni hükümetin yerleşim politikaları ve Filistinlilere yönelik tutumu, Türkiye-İsrail ilişkilerini ve bölgesel istikrarı etkileyebilir. Türkiye, aynı zamanda insani yardımlar ve Filistinlilerin haklarının savunulması konusunda uluslararası platformlarda aktif rol almaya devam edecektir.