Sri Lanka'da bir zamanlar ülkenin en güçlü siyasi hanedanı olan Rajapaksa ailesinin üyeleri ve müttefikleri, yolsuzluk ve çeşitli suçlamalarla yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alındı. Eski Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa'nın eşi Shiranthi Rajapaksa'nın da aralarında bulunduğu isimler hakkında çıkarılan tutuklama kararları, ülkede hanedanın dokunulmazlığının sona erdiği şeklinde yorumlanıyor. Soruşturmalar, 2022'de yaşanan ve ülkeyi ekonomik çöküşün eşiğine getiren kitlesel protestoların ardından iktidara gelen Devlet Başkanı Ranil Wickremesinghe döneminde hız kazandı.
Rajapaksa Hanedanının Yükselişi ve Çöküşü
Rajapaksa ailesi, 2005-2015 yılları arasında Mahinda Rajapaksa'nın devlet başkanlığı döneminde Sri Lanka siyasetine damga vurdu. Mahinda Rajapaksa, 2009'da Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) ile süren 26 yıllık iç savaşı sona erdirdi ve ülkede büyük bir popülerlik kazandı. Ancak bu dönemde aile üyeleri ve yakın çevresi, devlet kaynaklarını kendi çıkarları için kullandıkları iddialarıyla sık sık gündeme geldi. Aile, 2019'da Gotabaya Rajapaksa'nın devlet başkanı seçilmesiyle yeniden iktidara döndü. Fakat Gotabaya'nın ekonomik politikaları, 2022'de ülkenin temerrüde düşmesine ve kitlesel protestolara yol açtı; Gotabaya ülkeden kaçmak zorunda kaldı.
Yeni soruşturmalar, özellikle eski Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa'nın eşi Shiranthi Rajapaksa'nın da aralarında bulunduğu aile üyelerinin mal varlıkları ve işlemleri üzerine yoğunlaşıyor. Shiranthi Rajapaksa hakkında, oğlu Yoshitha Rajapaksa'ya ait olduğu belirtilen bir televizyon kanalının lisanssız yayın yaptığı ve kara para akladığı iddiaları var. Ayrıca ailenin yakın müttefiklerinden eski bakanlar ve üst düzey bürokratlar da yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla yargılanıyor. Sri Lanka yargısı, son aylarda aralarında eski bakanların da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında tutuklama kararı çıkardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sri Lanka'daki bu gelişmeler, Güney Asya'da otoriterleşen hanedan siyasetinin tasfiyesi açısından dikkat çekici. Ülke, 2022'de yaşadığı ekonomik krizin ardından Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 2,9 milyar dolarlık bir kurtarma anlaşması imzaladı ve kemer sıkma politikaları uyguluyor. Yolsuzlukla mücadele, IMF ve diğer uluslararası kreditörlerin ön koşulları arasında yer alıyor. Ayrıca Sri Lanka, Hint Okyanusu'nda stratejik bir konumda; Çin'in etkisi ve Hindistan ile dengeler açısından Batılı ülkeler tarafından yakından izleniyor. Rajapaksa döneminde Çin'e verilen liman ve altyapı imtiyazları, şimdi yeni hükümetin gözden geçirdiği dosyalar arasında. Soruşturmaların şeffaf yürütülmesi, ülkenin uluslararası itibarını yeniden tesis etmesi ve yabancı yatırım çekmesi bakımından kritik.
Öte yandan, Rajapaksa yanlıları soruşturmaları siyasi intikam olarak nitelendiriyor. Aile, Sri Lanka'nın kırsal kesiminde ve Sinhalese milliyetçileri arasında hâlâ geniş bir tabana sahip. Mahinda Rajapaksa, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda suçlamaları reddediyor ve destekçilerini sokaklara çıkmaya çağırıyor. Bu durum, ülkede siyasi kutuplaşmayı artırma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, yargı süreçlerinin uzaması ve delil yetersizliği nedeniyle bazı davaların düşmesi riski de mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki Rajapaksa soruşturması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel yolsuzlukla mücadele ve hesap verebilirlik normları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda Güney Asya'da ekonomik ve diplomatik ilişkilerini genişletiyor; Sri Lanka, Türk iş dünyası için potansiyel bir pazar. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk soruşturmaları, Türk yatırımcılar için risk unsuru olarak öne çıkarken, aynı zamanda şeffaflık reformları Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ortaklıklarını güçlendirebilir. Ayrıca, uluslararası toplumun yolsuzlukla mücadele baskısı, Türkiye'nin de benzer standartları benimsemesi yönünde dolaylı bir mesaj içeriyor.