Gazze'nin orta kesiminde, bir zamanlar en verimli zeytin bahçelerinden biri olan bölgede, 60 yaşındaki Haydar Ebu Middain, devrilmiş bir zeytin ağacının kurumuş dalını kaldırıp çorak toprağa fırlatıyor. İsrail'in buldozerleri tarafından yıkılan ve kesilen ağaçların ardından geriye kalan enkazı toplayan Filistinli çiftçiler, hem geçim kaynaklarını hem de kuşaklar boyu süren bir mirası kaybetmiş durumda. Gazze'de tarım arazilerinin büyük bölümü, aylardır süren çatışmalar ve İsrail'in uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle kullanılamaz hale geldi.
Zeytin bahçelerinin yok edilmesi: arka plan
Gazze Şeridi'nde zeytin ağaçları, yüzyıllardır Filistinli ailelerin geçim kaynağı ve kültürel kimliğinin bir parçası olmuştur. Ancak İsrail'in 2023 Ekim ayından bu yana sürdürdüğü askeri operasyonlar ve özellikle tarım arazilerine yönelik buldozer saldırıları, bölgedeki zeytinliklerin büyük kısmını tahrip etti. Ebu Middain gibi çiftçiler, yıkılan ağaçların kütüklerinden ve dallarından arta kalanları toplayarak yakacak olarak kullanmak veya hayvan yemi yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, Gazze'de tarımsal üretimin neredeyse tamamen durma noktasına geldiğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Gazze'de tarım arazilerinin %60'ından fazlası çatışmalar nedeniyle zarar gördü veya erişilemez durumda.
İsrail, güvenlik gerekçesiyle sınır bölgelerinde tampon bölge oluşturma politikası izliyor ve bu kapsamda birçok tarım arazisini buldozerlerle düzleştiriyor. Filistinli çiftçiler ise bu uygulamaların kasıtlı olarak geçim kaynaklarını yok etmeye yönelik olduğunu belirtiyor. Zeytin ağaçları, özellikle hasat mevsiminde büyük ekonomik değer taşıyor; ancak şimdi çiftçiler, hasat yapmak bir yana, ağaçlarının kütüklerini bile bulmakta zorlanıyor. Gazze'deki tarım sektörü, İsrail'in uyguladığı abluka ve kısıtlamalar nedeniyle zaten kırılgan bir durumdaydı; son çatışmalar bu kırılganlığı daha da derinleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki tarım arazilerinin tahribi, sadece yerel halkın gıda güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Filistin topraklarında tarımın çökmesi, insani krizi derinleştiriyor ve uzun vadede barış çabalarını zorlaştırıyor. Uluslararası toplum, İsrail'in tarım arazilerine yönelik uygulamalarını insan hakları ihlali olarak değerlendiriyor; ancak somut bir yaptırım uygulanmış değil. Öte yandan, zeytin ağaçları Filistin kimliğinin sembolü olarak görülüyor ve bu ağaçların yok edilmesi, kültürel mirasın da yok edilmesi anlamına geliyor. BM ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail'in tarım arazilerini sistematik olarak tahrip etmesini kınarken, çiftçilerin yaşadığı zorluklar uluslararası kamuoyunda yeterince yankı bulmuyor.
Bölgede tarımsal üretimin durması, Gazze'nin dışa bağımlılığını artırıyor ve insani yardımlara olan ihtiyacı katlıyor. Uzmanlar, tarım arazilerinin rehabilitasyonunun yıllar alacağını ve toprağın tuzlanma, kirlilik gibi ek sorunlarla karşılaşabileceğini belirtiyor. Ayrıca, İsrail'in kontrolü altındaki sınır bölgelerinde çiftçilerin arazilerine erişimi kısıtlanıyor; bu da geçim kaynaklarını sürdürmelerini imkânsız hale getiriyor. Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'de acil gıda yardımı sağlarken, uzun vadeli tarımsal destek programları için kaynak bulmakta zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de tarım arazilerinin yok edilmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgede etkili bir aktör olmayı sürdürüyor; ancak insani krizin derinleşmesi, Ankara'nın diplomatik çabalarını zorlaştırıyor. Tarımın çökmesi, Gazze'nin yeniden inşası sürecinde Türkiye'nin üstleneceği rolü de etkileyecek. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'in tarım arazilerine yönelik saldırılarını gündeme getirerek Filistinli çiftçilerin haklarını savunabilir ve insani yardım koridorlarının açılması için baskı yapabilir.