İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentine düzenlediği hava saldırısında iki Filistinliyi öldürdü, en az sekiz kişiyi de yaraladı. Saldırı, Hamas ile İsrail arasındaki ateşkes müzakerelerinin yeniden başlaması beklenirken gerçekleşti. Görgü tanıkları, saldırının Refah'ın batısındaki bir konuta yönelik olduğunu, ölenlerin bir kadın ve bir erkek olduğunu belirtti. Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırıda ölenlerin kimliklerini doğrularken, yaralıların durumunun ağır olduğunu açıkladı. İsrail ordusu ise saldırının "Hamas militanlarına" yönelik olduğunu öne sürdü.
Saldırının arka planı ve artan gerilim
Gazze Şeridi'nde son haftalarda tırmanan şiddet, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes görüşmelerini olumsuz etkiliyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde Hamas, kalıcı ateşkes ve İsrail güçlerinin Gazze'den tamamen çekilmesini talep ederken; İsrail, yalnızca geçici bir ateşkes ve rehine takasını kabul edebileceğini belirtiyor. Refah saldırısı, bu görüşmelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, bölgede insani durumun her geçen gün kötüleştiğini, temel gıda ve sağlık malzemesi sıkıntısının had safhaya ulaştığını bildiriyor. Gazze'de son bir ay içinde en az 87 Filistinlinin İsrail saldırılarında öldüğü, bunların çoğunun sivil olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırı, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasının bir parçası değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki geniş jeopolitik gerilimlerin de bir yansıması. İran'ın Hamas'a verdiği destek, İsrail'in ise ABD ve Batılı müttefiklerinin askeri ve diplomatik desteğini arkasına alması, bölgesel bir krizin zeminini oluşturuyor. Özellikle İsrail'in Refah'taki askeri operasyonu, Mısır'ın Gazze sınırındaki tampon bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği gerekçesiyle Kahire yönetimini endişelendiriyor. Mısır Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayan bir açıklama yaparak, bunun müzakereleri sabote edebileceğini ve bölgesel bir savaşı tetikleyebileceğini ifade etti. Avrupa Birliği ise itidalli olmaya çağırırken, ABD ise İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaptı, ancak sivillerin korunması gerektiğini belirtti. Bu çelişkili yaklaşımlar, uluslararası toplumun Gazze konusunda bir türlü ortak bir tutum alamadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgesel arabuluculuk girişimlerini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, daha önce Hamas ve İsrail arasında esir takasında arabuluculuk yapmış, ancak son dönemde İsrail'in Gazze politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulunmuştu. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabalarını zorlaştırabilir ve Ankara'yı daha aktif bir diplomatik girişimde bulunmaya itebilir. Ayrıca, Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yaptığı yardımların artarak devam etmesine yol açabilir. Ancak Türkiye'nin hem NATO müttefiki İsrail hem de Filistinli gruplarla ilişkilerini dengelemesi, karmaşık bir dış politika sınaması olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede, Türkiye'nin bölgede istikrarın sağlanması için daha yapıcı bir rol üstlenmesi bekleniyor.