İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) kendisi hakkında olası tutuklama emri çıkarma tehditlerine karşı meydan okuyarak, "Özel güçlerimiz var" dedi. Bu açıklama, Gazze'deki çatışmaların devam ettiği ve uluslararası toplumun İsrail'in askeri operasyonlarına yönelik eleştirilerinin arttığı bir dönemde geldi. Netanyahu'nun bu sözleri, hem iç siyasetteki desteğini pekiştirme hem de uluslararası baskılara karşı direnç gösterme amacı taşıyor.
UCM'nin tutuklama tehdidi ve İsrail'in tepkisi
Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han, geçtiğimiz aylarda Gazze'deki çatışmalarda savaş suçu işlendiği gerekçesiyle hem Hamas liderleri hem de İsrailli yetkililer hakkında soruşturma başlatmıştı. Han, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant için tutuklama emri talep etmişti. UCM'nin bu hamlesi, İsrail tarafından sert bir şekilde reddedilmiş ve "antisemitik" olarak nitelendirilmişti. Netanyahu, yaptığı açıklamada, "Kimse bizi uluslararası kurumların kararlarıyla yıldıramaz. İsrail'in kendini savunma hakkı vardır ve bu hakkı sonuna kadar kullanacağız. Özel güçlerimiz, her türlü tehdide karşı bizi koruyacak kapasiteye sahiptir" ifadelerini kullandı.
Netanyahu'nun bu sözleri, İsrail'deki koalisyon hükümetinin aşırı sağcı üyeleri tarafından da desteklendi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Netanyahu'nun kararlılığı, İsrail'in gücünün bir göstergesidir" dedi. Ancak muhalefet lideri Yair Lapid, hükümetin bu tutumunun İsrail'in uluslararası alandaki itibarını zedeleyeceğini savundu. Lapid, "Bu açıklamalar, bizi uluslararası toplumdan daha da izole edecek ve mevcut krizin derinleşmesine neden olacaktır" şeklinde konuştu.
Bölgesel ve küresel boyutlar
Netanyahu'nun bu çıkışı, yalnızca UCM ile bir hukuk mücadelesi olarak görülmemeli. Bu açıklama, İsrail'in uluslararası hukuka karşı tutumunu ve bölgedeki askeri gücünü vurgulama çabası olarak da değerlendiriliyor. İsrail, Gazze'deki operasyonlarında devam ederken, Batı Şeria'da da yerleşim faaliyetlerini artırmış durumda. Bu durum, Filistinlilerin yanı sıra Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası aktörlerin tepkisini çekiyor.
UCM'nin kararı, İsrail'in müttefiki olan ABD tarafından da eleştirilmişti. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, mahkemenin yetkisini sorgulayarak, "UCM'nin İsrail üzerinde yargı yetkisi yoktur" demişti. Ancak Avrupa ülkeleri, özellikle de İspanya, Belçika ve İrlanda, UCM'nin kararını desteklediklerini açıkladılar. Bu durum, İsrail ile Avrupa arasındaki gerilimi daha da artırıyor.
Öte yandan, Netanyahu'nun "özel güçler" vurgusu, İsrail'in kendi güvenlik aygıtına olan güvenini gösteriyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve Mossad gibi kurumlar, geçmişte birçok uluslararası operasyonda etkinlik göstermişti. Bu açıklama, İsrail'in uluslararası baskılara karşı diplomatik çözümlerden ziyade askeri caydırıcılığa güvendiğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Netanyahu'nun bu açıklamasını, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayarak bölgedeki saldırgan politikalarını sürdüreceği şeklinde yorumluyor. Ankara, daha önce de Filistin halkının haklarını savunan bir tutum sergilemiş, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını kınamıştı. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği daha da güçlendirebilir. Ayrıca, İsrail'in UCM'ye karşı direnci, Türkiye'nin de kendi hukuk sistemini uluslararası baskılara karşı savunma konusundaki tutumuyla paralellik gösteriyor. Bölgesel istikrar açısından Netanyahu'nun meydan okuyucu tavrı, Orta Doğu'daki tansiyonun daha da artmasına neden olabilir ve bu durum Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bölgede diyaloğu ve hukukun üstünlüğünü ön plana çıkaran politikalar izlemeye devam edecek gibi görünüyor.