İsrail ordusunda intihar vakalarındaki endişe verici artış sürüyor. Bu hafta iki kadın askerin daha yaşamına son vermesiyle, yıl başından bu yana intihar eden asker sayısı 16'ya yükseldi. İsrail'in Haaretz gazetesinin Salı günü aktardığına göre, Gazze Şeridi'ndeki savaşın başlamasından bu yana orduda intihar oranlarındaki artış, askeri yetkilileri ve uzmanları derinden kaygılandırıyor. Olaylar, hem cephede hem de cephe gerisinde görev yapan askerlerin psikolojik durumuna ilişkin ciddi soru işaretlerini gündeme getiriyor.
İntihar vakalarındaki artışın arka planı
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), son iki kadın askerin ölümünün ardından resmi bir açıklama yaparak olayların derinlemesine incelendiğini duyurdu. Ordudan yapılan yazılı açıklamada, "Bu zor dönemde askerlerimizin ruh sağlığını korumak önceliğimizdir. Yaşanan kayıplar hepimizi derinden üzmüştür" ifadelerine yer verildi. Ancak açıklamada intihar vakalarının sayısına ilişkin detaylı bilgi paylaşılmadı.
Haaretz'in haberine göre, 2024 yılının başından bu yana intihar eden asker sayısı 16'ya ulaştı. Bu rakam, 2023 yılının tamamında kaydedilen intihar vakalarının toplamını çoktan aşmış durumda. Ordudan sızan bilgilere göre, intihar eden askerlerin büyük bir kısmı Gazze'de veya Lübnan sınırında görev yapan birliklerde yer alıyor. Savaşın yarattığı yoğun psikolojik baskı, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve ailelerinden uzakta geçirilen uzun süreler, intihar vakalarındaki artışın başlıca nedenleri olarak gösteriliyor.
İsrail ordusu, askerlere yönelik psikolojik destek programlarını genişletmeye çalışsa da uzmanlar, mevcut önlemlerin yetersiz kaldığını belirtiyor. Tel Aviv Üniversitesi'nden psikiyatrist Prof. Yossi Levi, "Askerlerimiz benzeri görülmemiş bir savaşın içindeler. Özellikle yedek askerler, sivil hayattan koparılarak aylarca cephede tutuluyor. Bu durum, ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratıyor" dedi. Levi, ordunun daha fazla psikolog istihdam etmesi ve askerlere düzenli psikolojik tarama uygulaması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail ordusundaki intihar vakalarındaki artış, sadece ülke içinde değil, uluslararası kamuoyunda da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, savaşın hem Filistinli siviller hem de İsrailli askerler üzerindeki psikolojik etkilerine dikkat çekiyor. Uzmanlar, uzayan çatışmaların toplumların ruh sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu durumun kalıcı sosyal travmalara yol açabileceğini belirtiyor.
İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırının ardından başlamıştı. Saldırıda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetmiş, 250'den fazla kişi rehin alınmıştı. İsrail'in karşı saldırıları sonucunda Gazze'de şu ana kadar 40 bini aşkın Filistinli yaşamını yitirdi. Savaşın uzaması, bölgede insani krizi derinleştirirken, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamaması, hem Filistinli sivillerin hem de İsrailli askerlerin psikolojik yükünü artırıyor.
İsrail ordusundaki intihar vakaları, askeri disiplin ve moral açısından da risk oluşturuyor. Askeri tarihçi Dr. Shlomo Broder, "Ordudaki moral kaybı, savaşın seyrini doğrudan etkileyebilir. Yüksek intihar oranları, askerlerin savaşa olan inancını ve motivasyonunu zedeliyor. Bu da cephedeki performansı olumsuz etkileyebilir" değerlendirmesinde bulundu. Broder, bu durumun İsrail'in savaş stratejisini gözden geçirmesine neden olabileceğini de sözlerine ekledi.
Batılı ülkelerin birçoğu, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına verdiği desteği sürdürürken, savaşın insani bedelleri konusunda artan eleştirilerle karşı karşıya. İsrail ordusundaki intihar vakaları, özellikle Avrupa kamuoyunda savaşın yıkıcı sonuçlarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail ordusundaki intihar vakalarındaki artış, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrar açısından önemli sinyaller veriyor. Uzayan savaşın taraflar üzerinde yarattığı psikolojik yıkım, çatışmanın sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Türkiye, başından bu yana Gazze'de ateşkes sağlanması ve kalıcı barış için diplomasi çağrılarını yineliyor. Bu bağlamda, İsrail ordusundaki iç sorunlar ve moral kaybı, savaşın uzaması durumunda İsrail'in askeri kapasitesini zayıflatabilir ve bölgesel denklemi değiştirebilir. Türkiye'nin insani yardım girişimleri ve Filistin'deki mağduriyeti giderme çabaları, bu tür gelişmelerin ardından daha fazla önem kazanabilir. Ayrıca, bu durumun Gazze'deki insani krizin boyutlarını daha da görünür kılması, uluslararası toplumun baskı yapmasını güçlendirebilir.