Irak hükümeti, ABD ve Suudi Arabistan'ın ülkenin bazı bölgelerinde düzenlediği hava saldırılarının ardından acil bir güvenlik toplantısı çağrısı yaptı. Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani’nin başkanlığında gerçekleşen toplantıda, saldırıların Irak’ın egemenliğini ihlal ettiği vurgulandı ve bu tür eylemlerin bölgesel istikrarı tehdit ettiği belirtildi. Toplantıya üst düzey askeri yetkililer ve güvenlik danışmanları katıldı. Irak hükümeti, saldırıların ardından hem ABD’ye hem Suudi Arabistan’a diplomatik protesto notası iletme kararı aldı.
Gelişmenin Arka Planı ve Saldırıların Ayrıntıları
ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’ın batısındaki çöl bölgelerinde, İran destekli milis grupların varlık gösterdiği alanlara yönelik hava saldırıları düzenlediği bildirildi. Saldırıların, son haftalarda ABD üslerine ve Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine yönelik artan insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırılarına misilleme niteliği taşıdığı öne sürülüyor. Irak resmi makamları, saldırılarda en az 12 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını açıkladı. Ölenler arasında askeri danışmanların da bulunduğu iddia edildi, ancak bu bilgi henüz doğrulanmadı.
Irak hükümeti, saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Irak’ın egemenliğinin ihlali anlamına geldiğini açıkladı. Yapılan yazılı açıklamada, “Bu saldırılar, Irak’ın iç işlerine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir müdahaledir. Bu tür eylemler, DEAŞ ile mücadelede elde edilen kazanımları tehlikeye atmakta ve bölgede yeni bir çatışma dalgası riskini artırmaktadır” denildi.
Bağdat yönetimi, saldırıların ardından ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’taki varlığını yeniden gözden geçirme sinyali verdi. Özellikle Irak Parlamentosu’ndaki bazı gruplar, yabancı güçlerin ülkeden tamamen çekilmesi yönünde yeni bir karar tasarısı hazırladıklarını açıkladı. Bu talepler, Irak’ın iç dengeleri açısından da önemli bir gerilim kaynağı oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’taki saldırıları, İran ile Batı arasındaki gerginliğin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor. İran, Irak üzerinden ABD ve Suudi Arabistan hedeflerine yönelik dolaylı bir tehdit unsuru olarak görülüyor. Tahran yönetimi, Irak’taki milis gruplar üzerindeki nüfuzunu kullanarak bölgedeki krizlerde pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor. Bu bağlamda, Irak toprakları, ABD ile İran arasındaki vekalet savaşının sahnesi haline gelmiş durumda.
Suudi Arabistan ise son yıllarda enerji tesislerine yönelik saldırılara karşı daha sert bir tutum sergiliyor. Riyad, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara karşı askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu operasyonlar, Suudi Arabistan’ın savunma stratejisinde önemli bir değişimi işaret ediyor; Riyad, artık yalnızca savunma değil, caydırıcılık amacıyla da taarruz yeteneğini kullanıyor.
Uluslararası toplum, bu saldırıların bölgesel gerilimi daha da artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Birleşmiş Milletler İrak Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısı yaparak, “Irak’ın istikrarı, tüm bölgenin istikrarı için kritik önemdedir. Bu saldırılar, Irak halkının kazanımlarını tehlikeye atmaktadır. Tüm tarafları diyaloğa ve uluslararası hukuka saygı göstermeye davet ediyoruz” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin güvenlik çevresi açısından doğrudan sonuçlar doğurabilir. Suriye ve Irak’ın kuzeyinde PKK/YPG ile mücadele eden Türkiye, bölgedeki güç dengelerindeki değişimlerden doğrudan etkilenmektedir. Irak’taki bu tür operasyonlar, bölgedeki İran nüfuzunu zayıflatabileceği gibi, Türkiye’nin de dahil olduğu çok taraflı denklemleri de etkileyebilir. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana olduğunu defalarca vurgulamıştır; ancak yaşanan saldırılar, Türkiye’nin kuzey Irak’taki askeri operasyonlarını etkileyebilecek yeni bir istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle Ankara’nın, hem Bağdat’la hem de bölgesel aktörlerle diyaloğunu derinleştirmesi beklenmektedir.