İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus kentine bağlı Kusra köyünde çok sayıda Filistinli evini kuşatırken, bölgede gözaltıların yaşandığı bildirildi. Görgü tanıklarının aktardığına göre, sabah saatlerinde köye geniş bir askeri konvoyla giren İsrail güçleri, belirli evleri çevreleyerek içeri girmeye çalıştı. Olayda şu ana kadar can kaybı yaşanmadığı, ancak askerlerin en az iki kişiyi gözaltına aldığı kaydedildi. Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, baskın sırasında köyde yoğun güvenlik önlemleri alındı, keskin nişancılar çatılara yerleştirildi ve sokaklar kapatıldı.
Kusra'da artan baskınlar ve Filistinli direnişi
Kusra köyü, Batı Şeria'da İsrail yerleşimcilerinin ve ordusunun sık sık hedef aldığı bölgelerden biri. Son aylarda özellikle Nablus'un güneyindeki bu kırsal alanda askeri operasyonların arttığı gözlemleniyor. İsrail ordusunun açıklamasına göre, baskın "şüpheli şahısların yakalanması" amacıyla düzenlendi; ancak Filistinli yetkililer bu tür operasyonların toplu cezalandırma niteliği taşıdığını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor. Köy sakinleri, askerlerin evlerin kapılarını kırıp arama yaptığını, kadın ve çocukların dışarı çıkarıldığını, bazı gençlerin ise gözaltına alındığını ifade etti. Filistin Kızılayı ekipleri, müdahale sırasında yaralanan olmadığını ancak sağlık ekiplerinin bölgeye girişinin kısıtlandığını bildirdi.
Bu baskın, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da tırmanan şiddetin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bu süreçte Batı Şeria'da İsrail güçleri ve yerleşimcilerin saldırılarında yüzlerce Filistinli hayatını kaybetti, binlercesi gözaltına alındı. Kusra köyü de geçen yıl özellikle yerleşimci şiddetine maruz kalmış, zeytin ağaçları sökülmüş ve tarım arazilerine el konulmuştu. İsrail'in yasadışı yerleşimci yerleşimleri, uluslararası toplum tarafından defalarca kınanmasına rağmen artarak devam ediyor.
Batı Şeria'da tırmanan gerginlik ve uluslararası tepkiler
İsrail'in Batı Şeria'daki askeri operasyonları, bölgedeki ateşkes görüşmelerini ve iki devletli çözüm umutlarını her geçen gün daha da zora sokuyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırırken, ABD yönetimi son dönemde İsrail'in bu tür operasyonlarını sınırlı ölçüde eleştiriyor. Ancak bu eleştiriler, İsrail'in yerleşimci politikalarına ve askeri yöntemlerine yönelik somut bir yaptırıma dönüşmüyor. Bu durum, Filistinli gruplar arasında direnişin artmasına ve bölgesel aktörlerin de söyleminin sertleşmesine yol açıyor.
Baskının ardından gözaltına alınan kişilerin kimlikleri henüz açıklanmazken, İsrail ordusundan yapılan kısa yazılı açıklamada, "bölgede faaliyet gösteren bir hücrenin üyelerinin yakalanmasına yönelik operasyon düzenlendiği" belirtildi. Ancak Filistinli kaynaklar, gözaltına alınanların sivil halktan olduğunu ve ellerinde herhangi bir suç unsuru bulunmadığını öne sürüyor. Kusra Belediye Başkanı ise yaptığı açıklamada, köyün bir açık hava hapishanesine dönüştürüldüğünü, sakinlerin sürekli taciz ve tehdit altında yaşadığını ifade etti.
Batı Şeria'daki bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının sadece Gazze'ye odaklanan uluslararası gündemde geri planda kalan bir cephesini gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinlilerin giderek artan bir güvensizlik içinde olduğunu ve temel haklara erişimlerinin her geçen gün daha da kısıtlandığını vurguluyor. Özellikle yerleşimci şiddetindeki artış, uluslararası toplumun etkin müdahalesinin olmaması nedeniyle bölgesel bir istikrarsızlık kaynağı olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına ilişkin hassasiyetini bir kez daha ön plana çıkarıyor. Türk Dışişleri Bakanlığı, Batı Şeria'daki İsrail operasyonlarını düzenli olarak kınarken, bu tür gelişmeler bölgesel istikrarı tehdit ettiği için Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistinlilerin haklarını savunmaya devam edeceğini belirtirken, bu tür olayların bölgesel barış sürecine vereceği zarar, Türkiye'nin arabuluculuk ve diplomasi politikalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in saldırgan politikaları, Türkiye ile İsrail arasında son yıllarda normalleşme çabalarına rağmen, Ankara'nın Filistin yanlısı duruşunu pekiştirmesine neden olabilir. Bu gelişmenin, Türk kamuoyunda ve siyasetinde Filistin'e destek söylemlerini güçlendirmesi bekleniyor.