Gazze Şeridi'nde 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, Pazar günü İsrail güçlerinin düzenlediği yeni bir saldırıyla bir kez daha ihlal edildi. Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) Gazze'nin güneyindeki Refah kenti yakınlarında bir gruba düzenlediği saldırıda bir Filistinli hayatını kaybetti, altı kişi yaralandı. Yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğu ve hastaneye kaldırıldıkları bildirildi. Bu saldırı, ateşkesin imzalanmasından bu yana yaşanan en kanlı ihlallerden biri olarak kaydedildi.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Hamas arasında varılan ve 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, Gazze'de aylardır süren çatışmalara ara vermişti. Ancak anlaşma, taraflar arasındaki güven eksikliği ve karşılıklı suçlamalar nedeniyle kırılgan bir yapıya sahip. Ateşkesin ilk günlerinden itibaren İsrail güçlerinin Gazze'nin çeşitli bölgelerinde 'şüpheli hareketlilik' gerekçesiyle açtığı ateş sonucu birden fazla Filistinlinin yaralandığı bildirilmişti. Pazar günkü saldırı ise ölümle sonuçlanan ilk ihlal olması bakımından ayrı bir önem taşıyor.
Görgü tanıkları, İHA'nın Refah'ın batısındaki bir grup sivilin yakınına iki roket fırlattığını, patlamanın ardından bölgede panik yaşandığını aktardı. Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırıda ölen kişinin kimliğinin henüz belirlenemediğini, yaralılardan ikisinin durumunun kritik olduğunu duyurdu. Olayın ardından Gazze'deki bazı gruplar, ateşkesin artık anlamsız olduğunu savunarak misilleme çağrısı yaptı.
Ateşkes anlaşması, esir takası ve insani yardım koridorlarının açılmasını da öngörüyor. Ancak İsrail, anlaşmanın güvenlik hükümlerine dayanarak Gazze'nin belirli bölgelerinde 'güvenlik kontrolleri' yapma hakkını saklı tutuyor. Bu durum, Filistinli taraflarca sık sık ihlal olarak nitelendiriliyor. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) yetkilileri, her iki tarafa da ateşkes hükümlerine tam olarak uymaları çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırı, sadece Gazze'deki insani durumu değil, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Mısır'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri, taraflar arasındaki diyaloğun sürdürülmesini amaçlıyor. Ancak her ihlal, müzakerelerin çökme ihtimalini güçlendiriyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) konuya ilişkin acil oturum talepleri artıyor; ancak veto yetkisine sahip ülkelerin tutumu nedeniyle etkili bir karar alınamıyor.
ABD, Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkeleri, taraflara itidal çağrısı yaparken, İsrail'in 'meşru müdafaa' hakkını savunuyor. Öte yandan, İran ve Katar gibi ülkeler, İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini belirterek uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Bölgede artan gerilim, Lübnan ve Suriye'deki durumla birleşince, geniş çaplı bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasının en güçlü savunucularından biri olarak, Gazze'deki ateşkesin korunması ve kalıcı barışın sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bu saldırı, Ankara'nın bölgedeki rolünü daha da önemli kılıyor. Türkiye'nin Hamas ile kurduğu iletişim kanalları ve Katar ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları, ateşkesin sürdürülmesinde kritik bir öneme sahip. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin'e yönelik güçlü bir dayanışma duygusu bulunuyor; bu tür saldırılar, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarları (doğal gaz anlaşmaları, ticaret) ve enerji güvenliği, bu krizde dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye'nin hem insani yardım çalışmalarına öncelik vermesi hem de taraflar arasında kalıcı bir uzlaşı sağlanması için çaba göstermesi bekleniyor.