İsrail muhalefet liderleri, ultra-Ortodoks (Haredi) bir protesto sırasında sarf edilen ağır sözler karşısında Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetini “tam sessizlik” ile suçladı. Protestoda, “ordu en büyük günahları öğretiyor” ve “İsrail kirli” gibi ifadeler kullanıldı. Salı günü Kudüs’te düzenlenen gösteride, Haredi topluluğunun önde gelen hahamları orduyu hedef alan sert söylemlerde bulundu. Olay, İsrail’de laik-dini ayrışmasını yeniden alevlendirirken, muhalefet Netanyahu’yu “bölücü söylemlere göz yummakla” eleştirdi.
Protestonun arka planı
Gösteri, Haredi gençlerinin zorunlu askerlik hizmetine alınmasını öngören yasa tasarısına karşı düzenlendi. Ultra-Ortodoks toplum, dini eğitimi askerlikten üstün tutarken, laik kesim “eşit yük” talep ediyor. Protestoda konuşan bir haham, “Ordu, en büyük günahları öğretir; Tevrat’ı terk edenlerin yeri cehennemdir” dedi. Bir diğeri ise “İsrail devleti kirlidir, çünkü din adamlarını dinlemiyor” ifadelerini kullandı.
Muhalefet lideri Yair Lapid, “Hükümetin bu nefret söylemine sessiz kalması kabul edilemez” dedi. Eski savunma bakanı Benny Gantz da “Orduya hakaret, ülkeye ihanettir” diyerek Netanyahu’yu sert bir dille uyardı. Olay, İsrail’de dini-laik kutuplaşmasının tırmandığı bir dönemde yaşanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Haredi toplumunun toplam nüfusun yüzde 13’ünü oluşturduğu İsrail’de askerlik muafiyeti uzun süredir tartışma konusu. Yüksek Mahkeme muafiyeti anayasaya aykırı bulurken, koalisyon hükümeti Haredi partilerine borçlu. Bu durum, İsrail ordusunun homojen yapısını ve laik karakterini sorgulatıyor. Bölgesel düzeyde ise, orduya yönelik bu tür suçlamalar, İsrail’in güvenlik algısını zayıflatabilir. Arap ülkeleri ile normalleşme sürecinde olan İsrail, iç kutuplaşmanın dış politikaya yansımasından endişe ediyor. ABD ve Avrupa’daki Yahudi toplumları da bu gelişmeyi endişeyle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail’deki bu iç siyasi kriz, Türkiye-İsrail ilişkileri için dolaylı da olsa önem taşıyor. Netanyahu hükümetinin Haredi desteğine bağımlı olması, İsrail’in Filistin politikasında daha sert bir çizgi izlemesine yol açabilir. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Filistin meselesinde İsrail’in iç dengelerinden etkileniyor. Ayrıca, İsrail ordusuna yönelik bu tür söylemler, bölgede dini radikalizmin yükselişine işaret ediyor. Türkiye, bölgesel istikrar açısından İsrail’deki laik-dini dengesinin bozulmasını endişeyle izlemekte; bu durum, uzun vadede Türkiye’nin Gazze ve Kudüs politikalarını etkileyebilir.