İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırıda misket bombasıyla ağır yaralanan 10 yaşındaki Hasan İzzat, kaldırıldığı hastanede üç gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Çocuğun ölümü, 27 Kasım'da yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail güçlerinin bölgedeki saldırgan tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Olay, Birleşmiş Milletler'in (BM) misket bombalarının kullanımını yasaklayan uluslararası sözleşmesine rağmen, savaşın masum kurbanları üzerindeki yıkıcı etkisini hatırlattı.
Middle East Eye'ın aktardığına göre, Hasan İzzat, İsrail'in 18 Aralık günü Houla kasabasına düzenlediği hava saldırısında evlerinin yakınında oynarken misket bombasının infilak etmesi sonucu ağır yaralandı. Olay yerine intikal eden sağlık ekipleri, çocuğu ilk müdahalenin ardından başkent Beyrut'taki bir hastaneye sevk etti. Ancak yaralarının ağırlığı nedeniyle doktorların tüm çabasına rağmen Hasan kurtarılamadı.
Misket bombaları: yasaklı ama hala kullanılıyor
Misket bombaları, havada açılarak çok sayıda küçük patlayıcıyı geniş bir alana saçan ve genellikle sivil halkı hedef alan ayrım gözetmeyen silahlar olarak biliniyor. 2008 yılında imzalanan ve 100'den fazla ülkenin taraf olduğu Oslo Sözleşmesi bu bombaların üretimini, stoklanmasını ve kullanımını yasaklıyor. Ancak ne İsrail ne de ABD bu sözleşmeye taraf. İsrail, daha önce de Lübnan'a yönelik saldırılarında misket bombası kullanmakla suçlanmış, insan hakları örgütleri bu silahların sivil alanlarda kullanılmasını savaş suçu olarak nitelendirmişti.
Hasan'ın ölümü, ateşkesin ardından bölgede yaşanan gerginliği de gözler önüne seriyor. Ateşkes anlaşmasına göre İsrail güçlerinin Lübnan'dan çekilmesi ve Lübnan ordusunun güneye konuşlanması öngörülüyor. Ancak İsrail, anlaşma sonrasında da Lübnan topraklarına yönelik hava saldırıları düzenlemeye devam ediyor, Hizbullah'ın silah depolarını hedef aldığını iddia ediyor. Lübnanlı yetkililer ise bu saldırıların ateşkesi ihlal ettiğini ve yeni bir çatışma riskini artırdığını belirtiyor.
Bölgede yaralar sarılmaya çalışılırken yeni acılar
Lübnan, son çatışmalarda büyük yıkım yaşadı. İsrail'in hava bombardımanları sonucu ülke genelinde yüzlerce kişi öldü, binlerce kişi yaralandı ve yaklaşık bir milyon kişi yerinden edildi. Güney Lübnan'da birçok köy yerle bir edildi, altyapı büyük hasar gördü. Ateşkesin ardından bölgeye dönmeye çalışan siviller, bir yanda enkaz altındaki evleriyle bir yanda da toprağa saçılmış patlamamış mühimmatlarla uğraşmak zorunda. Hasan'ın ölümü, bu patlamamış misket bombalarının yarattığı tehlikenin altını çiziyor.
İnsan hakları örgütleri, patlamamış mühimmatların yıllarca bölge halkı için tehdit oluşturmaya devam edeceğini ve temizlenmesi için uluslararası desteğe ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Orta Doğu'da artan gerginlik, bölgesel bir savaş riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların durmasının, bölgede kalıcı bir istikrar sağlamayacağını; köklü bir siyasi çözüm bulunması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşu olduğu Orta Doğu'daki istikrarsızlığın bir kez daha kanıtı niteliğinde. Türkiye, bölgedeki çatışmaların sona ermesi ve insani krizin önlenmesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Lübnan'daki insani durum, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yardım göndermesine neden olabilir. Ayrıca, misket bombaları gibi yasaklı silahların kullanılması, uluslararası hukukun ihlali anlamına geliyor ve Türkiye bu tür ihlallere karşı çıkıyor. Bu tip olaylar, Türkiye'nin Orta Doğu'da kalıcı barış ve istikrarın tesisi için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini ortaya koyuyor; ancak doğrudan Türkiye'yi hedef alan bir yön bulunmuyor, dolayısıyla bölgesel istikrar açısından değerlendirilmelidir.