İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan ve Müslümanlar için dünyanın üçüncü kutsal mekânı kabul edilen Mescid-i Aksa'ya, İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında yerleşimcilerle birlikte baskın düzenledi. Ben-Gvir'in bu provokatif ziyareti, bölgede gerginliği artırırken, Filistinli yetkililer ve uluslararası toplumdan sert tepkiler geldi. Olay, 13 Ağustos 2024 sabah saatlerinde, Bakan Ben-Gvir ve beraberindeki grupların, Mescid-i Aksa'nın doğu kapısından içeri girmesiyle başladı. Görgü tanıkları, Ben-Gvir'in çevresinde yoğun güvenlik önlemleri altında, provokatif bir şekilde ibadet alanında tur attığını bildirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Itamar Ben-Gvir, daha önce de birçok kez Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemiş ve Kudüs'ün statüsüne ilişkin tartışmalı açıklamalarda bulunmuştu. Ben-Gvir, Yahudi muhafazakâr hareketlerin Kudüs'teki kutsal mekânlar üzerindeki iddialarını savunan ve bu tür ziyaretlerin Yahudilerin tarihî haklarını vurguladığını öne süren bir siyasi çizgiye sahiptir. Ancak bu tür baskınlar, uluslararası hukuka göre işgal altındaki Doğu Kudüs'teki statükonun ihlali anlamına geliyor. Mescid-i Aksa, 1967'den bu yana İsrail işgali altında bulunuyor ve buradaki yönetim, Ürdün Vakıflar Bakanlığı'na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'ne (Waqf) ait. 2000 yılında dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un Mescid-i Aksa'yı ziyareti, İkinci İntifada'nın başlamasına yol açan önemli bir kıvılcım olmuştu. Ben-Gvir'in bu ziyareti de benzer şekilde yorumlanıyor ve bölgedeki mevcut gerginliği tırmandırma potansiyeli taşıyor. Ziyaret, aynı zamanda İsrail hükümetindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının, Başbakan Binyamin Netanyahu üzerindeki baskısını da gözler önüne seriyor. Netanyahu hükümeti, uluslararası toplumun tepkisine rağmen, bu tür adımları engellemekte yetersiz kalıyor veya bilinçli olarak göz yumuyor.
Filistin Yönetimi Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Ben-Gvir'in ziyaretini "tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirerek, bunun "kutsal değerlere saygısızlık" ve "uluslararası hukukun ihlali" olduğunu belirtti. Hamas ise yaptığı açıklamada, "Bu tür saldırılar, işgale karşı direnişi haklı kılmaktadır" ifadelerini kullandı. Ben-Gvir ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail halkının Kudüs üzerindeki egemenliğini göstermek için oradaydım" dedi. Bu arada, İsrail polisi, bölgede geniş güvenlik önlemleri alırken, zaman zaman Filistinli gençlerle çatışmalar yaşandığı bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ben-Gvir'in bu baskını, sadece Filistin-İsrail çatışmasını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Ürdün, Mescid-i Aksa'nın koruyuculuğu konusundaki sorumluluğunu sık sık vurguluyor ve İsrail'in statükoyu ihlal etmesine karşı çıkıyor. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, Ben-Gvir'in ziyaretini "kabul edilemez bir provokasyon" olarak değerlendirirken, "uluslararası toplumun bu ihlallere karşı harekete geçmesi gerektiğini" ifade etti. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap ülkeleri de benzer tepkiler gösterdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, "Bu tür kışkırtıcı adımlar, barış çabalarını baltalar ve bölgesel güvenliği tehdit eder" açıklamasında bulundu. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da olağanüstü toplantı çağrısı yapmayı değerlendiriyor.
Uluslararası toplumdan da tepkiler geldi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in sözcüsü, "Mescid-i Aksa'nın tarihî statüsüne saygı gösterilmelidir" derken, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "İsrail hükümetini kutsal mekânların statüsünü değiştirecek tek taraflı adımlardan kaçınmaya" çağırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise "İsrail'in güvenlik endişelerini anlamakla birlikte, bu tür ziyaretlerin gerilimi artırdığından endişeliyiz" açıklamasını yaptı. Ancak bu tepkilerin, İsrail hükümetinin tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Özellikle Ben-Gvir'in koalisyon içindeki etkisi ve Netanyahu'nun hükümetinin devamı için sağ partilerin desteğine ihtiyaç duyması, bu tür adımların sürebileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statüsüne yönelik bu tür ihlalleri daha önce de kınamış ve Kudüs'ün İslam dünyası için önemini vurgulamıştır. Ben-Gvir'in baskını, Türkiye'nin bölgesel politikalarını etkileyebilir. Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve Kudüs'ün statüsüne ilişkin duyarlılığı göz önüne alındığında, Ankara'nın bu gelişmeye karşı güçlü bir kınama mesajı yayınlaması ve Birleşmiş Milletler gibi platformlarda girişimlerde bulunması beklenebilir. Ayrıca, bu olay, Türkiye ile İsrail arasında son dönemde normale dönme sürecindeki ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak konuyu uluslararası gündeme taşıması ve bölgesel istikrarın korunması için diplomatik adımlar atması muhtemeldir.