İsrail medyası, Tel Aviv yönetiminin Lübnan'ı bir iç savaşa sürüklemeyi savaşın başından beri hedeflediğini iddia etti. Orta Doğu merkezli haber platformu Middle East Eye'ın aktardığına göre, İsrail'in resmi yayın organı Kan 11'e dayandırılan haberde, üst düzey İsrailli yetkililerin Lübnan'daki derin siyasi ve mezhepsel bölünmeleri kullanarak ülkeyi istikrarsızlaştırmayı planladığı belirtildi. Bu stratejinin, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarını durdurmak ve kuzey cephesinde güvenliği sağlamak amacıyla tasarlandığı ifade ediliyor. İsrail'in, Lübnan ordusunun zayıflığından ve ülkenin kronik siyasi krizinden yararlanarak, Hizbullah'a karşı savaşı Lübnan halkına yıkıcı bir maliyetle genişletmeyi hedeflediği öne sürülüyor.
Gelişmenin arka planı: Lübnan'ın kırılgan yapısı ve Hizbullah faktörü
Haber, İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri stratejisinin sadece Hizbullah'ı hedef almadığını, aynı zamanda ülkenin zaten kırılgan olan siyasi ve sosyal yapısını çökertmeyi amaçladığını ortaya koyuyor. 1975-1990 yılları arasında süren ve yüz binlerce kişinin ölümüne yol açan Lübnan iç savaşının yaraları henüz sarılmamışken, İsrail'in bu tür bir senaryoyu yeniden canlandırmak istediği iddia ediliyor. İsrailli yetkililere göre, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırılarına karşı en etkili yanıt, örgütü Lübnan içinde zayıflatacak bir iç çatışma ortamı yaratmak. Hizbullah, Lübnan'da devlet içinde devlet konumunda ve ülkenin en güçlü askeri gücü olarak kabul ediliyor. Ancak örgüt, son yıllarda ülkenin ekonomik çöküşü ve siyasi tıkanıklık nedeniyle toplum içinde artan bir eleştiriyle karşı karşıya. İsrail'in bu kırılganlığı kullanarak Lübnan'ı yeniden iç savaşa sürüklemeyi hedeflediği belirtiliyor. Haberde, İsrail'in bu planının bir parçası olarak Lübnan'ın güneyinde sivil altyapıyı hedef alan saldırıları artırdığı ve bölgedeki mezhepsel gerilimleri körüklediği iddia ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran ve büyük güçlerin rolü
Lübnan'ın olası bir iç savaşa sürüklenmesi, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasının bir yansıması değil, aynı zamanda bölgesel güç dengesini de derinden etkileyecek bir gelişme. Haberde, İsrail'in bu stratejisinin arkasında İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırma amacının yattığı vurgulanıyor. Hizbullah, İran'ın en önemli vekil güçlerinden biri ve Tahran'ın Akdeniz'e açılan kapısı konumunda. Lübnan'da bir iç savaş, Hizbullah'ı zayıflatabilir ve İran'ın bölgesel ağını sekteye uğratabilir. Bu nedenle İsrail'in bu hamlesi, ABD ve Suudi Arabistan gibi İran karşıtı aktörler tarafından da dolaylı olarak destekleniyor olabilir. Ancak böyle bir senaryo, Lübnan'da tam bir kaosa yol açabilir ve bu da Avrupa'ya yeni bir mülteci dalgası ve bölgede daha geniş çaplı bir savaş riskini beraberinde getirebilir. Haber, uluslararası toplumun bu gelişmeye karşı sessiz kaldığını ve İsrail'in Lübnan'daki eylemlerine yönelik ciddi bir diplomatik baskı uygulanmadığını da eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki Sünni toplum ve Filistinli gruplarla yakın ilişkilere sahip olup, ülkenin istikrarı Ankara için doğrudan önem taşımaktadır. Olası bir Lübnan iç savaşı, Türkiye'ye yeni bir mülteci akını yaratabilir ve bölgedeki etnik-mezhepsel dengeleri bozabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Akdeniz'deki enerji çıkarları ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, Lübnan'ın istikrarsızlığından doğrudan etkilenebilir. Ankara, İsrail'in bu tür bir stratejisine karşı çıkmakta ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklemektedir. Ancak Türkiye'nin bu konuda diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması ve bölgesel aktörlerle işbirliği yapması gerekebilir.