İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a yönelik kara operasyonlarını genişleterek ilerlemeye devam ediyor. Son 24 saat içinde İsrail güçleri, sınıra yakın bir düzine köyü kontrol altına alırken, hava saldırıları Beyrut'un güney banliyölerini de vurdu. Çatışmaların tırmanmasıyla birlikte Lübnan'da can kaybı sayısı 2 bini aşarken, Birleşmiş Milletler 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonların amacının 'kuzeydeki yerleşimcilerin güvenli bir şekilde evlerine dönmesini sağlamak' olduğunu belirtti.
Güney Lübnan'da çatışmaların boyutu
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hizbullah'ın sınır bölgesinde inşa ettiği tünel ağları ve roket rampalarını imha etmek için kara birliklerinin yanı sıra özel kuvvetler ve istihbarat birimlerini de bölgeye sevk etti. Literatürde 'Yaylardaki Evlatlar' adı verilen operasyon kapsamında, İsrail ordusu Litani Nehri'nin güneyindeki alanları temizlemeyi hedefliyor. Askeri kaynaklara göre, şu ana kadar 30'dan fazla Hizbullah mevzisi imha edilmiş durumda. Ancak uzmanlar, Hizbullah'ın elinde halen uzun menzilli füzeler bulunduğunu ve İsrail'in derinliklerini vurabilecek kapasitede olduğunu vurguluyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, son bir haftada 400'den fazla sivil hayatını kaybetti. Saldırılarda hastaneler, okullar ve sivil altyapı da vuruldu. Beyrut'ta ise Hizbullah'ın kalelerinden Dahiye bölgesi art arda hava saldırılarına maruz kalıyor. Kızılhaç ve Kızılay ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için seferber olmuş durumda. BM Dünya Gıda Programı, Lübnan'da 1,5 milyon kişinin gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu bildiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Çatışmaların tırmanması, bölgesel dengeleri de etkiliyor. İran, Hizbullah'a verdiği desteği artırırken, Yemen'deki Husiler Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları yoğunlaştırdı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, taraflara 'itidal' çağrısı yaparken, Washington'un İsrail'e askeri sevkiyatı devam ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil bir ateşkes kararı alınması için diplomatik girişimleri hızlandırdı. Avrupa Birliği ise sivil kayıpların azaltılması için uluslararası insancıl hukuka uyulması çağrısında bulundu.
Bu gelişmeler, 2006'daki İsrail-Hizbullah savaşından bu yana en büyük çatışma dalgasını oluşturuyor. Uzmanlar, çatışmanın geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riskine dikkat çekiyor. İsrail'in kara operasyonlarını sürdürmesi halinde, Hizbullah'ın roket saldırılarının Tel Aviv ve Hayfa gibi şehirleri hedef alması bekleniyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik baskıların da bu gerilimle tırmanabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye için birden fazla risk barındırıyor. İlk olarak, bölgedeki istikrarsızlık Suriye'deki durumu daha da karmaşık hale getirebilir ve Türkiye'ye yeni mülteci akışlarına yol açabilir. İkincisi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve Mavi Vatan doktrini, bölgedeki askeri gerilimden doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye ile İsrail arasında son dönemde normalleşen ilişkiler, bu krizle birlikte yeniden sınavdan geçebilir. Ankara, insani yardım çağrılarında bulunurken, bölgesel bir yangının önlenmesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Türkiye'nin, hem NATO üyesi olarak Batı ittifakı içindeki konumu hem de İslam dünyasındaki rolü nedeniyle dengeli bir politika izlemesi bekleniyor.