Analistlere göre İsrail ile Lübnan arasında varılması beklenen güvenlik anlaşması, İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmesini Hizbullah'ın ateşkes şartlarına bağlayarak savaşı sona erdirmekten ziyade mevcut çıkmazı derinleştirme riski taşıyor. Reuters'a konuşan Ortadoğu uzmanları, anlaşmanın taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmek yerine geçici bir durumu resmileştirebileceğini belirtiyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların pozisyonları
İsrail, Ekim 2023'te başlattığı kara harekâtının ardından güney Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmek için Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) bölgeyi kontrol etmesini şart koşuyor. Buna karşılık Hizbullah, İsrail'in çekilmesi durumunda ateşkesi kabul edeceğini ancak İran destekli grubun askeri kanadının silahsızlandırılması gibi herhangi bir kalıcı çözümün müzakere masasında ele alınması gerektiğini savunuyor.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, ülkesinin egemenliğinin tam olarak tesis edilmesi gerektiğini vurgularken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kuzey sınırında güvenliğin sağlanmasının öncelikli olduğunu ifade ediyor. İki taraf arasındaki görüşmelerde ABD ve Fransa'nın arabuluculuk çabaları devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, sadece İsrail-Lübnan sınırını değil, aynı zamanda İran ile Batı arasındaki gerilimi de etkileyecek. Hizbullah'ın İran'ın en önemli bölgesel vekili olması, anlaşmanın Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu üzerindeki etkilerini de gündeme getiriyor. Ayrıca İsrail'in Gazze'deki savaşı ile Lübnan cephesi arasındaki bağlantı, anlaşmanın bölgesel bir domino etkisi yaratabileceğini gösteriyor.
Analistler, anlaşmanın Şii grubun askeri varlığını resmen tanımadan güney Lübnan'da bir tampon bölge oluşturabileceğini, bunun da Hizbullah'ın Lübnan devleti içindeki nüfuzunu meşrulaştırabileceğini öne sürüyor. Bu durum, Lübnan'da uzun süredir devam eden siyasi krizi daha da derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile Lübnan arasındaki savaşın sona ermesini bölgesel istikrar açısından olumlu karşılasa da anlaşmanın Hizbullah'ı meşrulaştırması Ankara'nın İran ile rekabetinde yeni bir boyut yaratabilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği ve Suriye'deki durum göz önüne alındığında, Lübnan'da kalıcı barışın sağlanmasını ve Hizbullah'ın etkisinin sınırlandırılmasını tercih ediyor. Ancak anlaşmanın çıkmazı derinleştirmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini etkileyebilir.