İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki hedeflere yönelik hava saldırılarına devam ederken, Hizbullah'ın yeni İsrail-Lübnan anlaşmasını sert bir dille kınaması bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. İsrail ile Lübnan arasında varılan yeni anlaşma, taraflar arasındaki sınır anlaşmazlıklarını çözmeyi ve kalıcı bir ateşkesin temellerini atmayı hedeflese de, sahada çatışmaların durmadığı görülüyor. İsrail'in son saldırılarında, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen askeri altyapı ve mühimmat depoları hedef alındı. Saldırılarda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgeden gelen haberler sivil halkın büyük bir korku ve endişe içinde olduğunu gösteriyor.
Anlaşmanın Detayları ve Hizbullah'ın Tepkisi
İsrail ile Lübnan arasında imzalanan yeni anlaşma, uzun yıllardır çözülemeyen sınır sorunlarını ele alıyor. Anlaşma, özellikle deniz sınırları ve doğal gaz yataklarının paylaşımı konusunda bir uzlaşı sağlamayı amaçlıyor. Ancak anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, yaptığı açıklamada anlaşmayı 'Lübnan'ın egemenliğine bir darbe' olarak nitelendirdi ve anlaşmanın İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarını meşrulaştırdığını iddia etti. Nasrallah, 'Bu anlaşma, düşmanın topraklarımızda daha fazla hak iddia etmesine zemin hazırlıyor. Biz bu anlaşmayı tanımıyoruz ve mücadelemize devam edeceğiz' ifadelerini kullandı. Hizbullah'ın tepkisi, anlaşmanın uygulanabilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğururken, İsrail yönetimi ise anlaşmanın kendileri için büyük bir diplomatik kazanım olduğunu savunuyor.
Anlaşma metninde, tarafların karşılıklı olarak askeri güç kullanımından kaçınması ve sınırların belirlenmesi için ortak bir komisyon kurulması öngörülüyor. Ancak Hizbullah'ın anlaşmaya bağlı kalmayacağını açıkça beyan etmesi, bu maddelerin hayata geçirilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın kendileri için 'tarihi bir adım' olduğunu belirterek, 'Hizbullah'ın tehditlerine boyun eğmeyeceğiz. Lübnan halkı bu anlaşmadan fayda sağlayacak, ancak Hizbullah'ın provokasyonlarına karşı da hazırlıklıyız' dedi. Netanyahu'nun bu sözleri, anlaşmanın uygulanmasının uzun ve çetrefilli bir süreç olacağını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Lübnan anlaşması, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Anlaşmanın başarıya ulaşması halinde, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda yeni bir dönemin kapısı aralanabilir. Ancak Hizbullah'ın anlaşmaya karşı çıkması, İran'ın da bölgedeki etkisini hissettirmesi olarak yorumlanıyor. İran, Hizbullah'ın en önemli destekçisi konumunda ve Tahran yönetimi, İsrail ile herhangi bir uzlaşının kendi çıkarlarına aykırı olduğunu düşünüyor. Bu nedenle, anlaşmanın uygulanması sürecinde İran'ın da Hizbullah üzerindeki etkisini kullanarak süreci sabote etmeye çalışması bekleniyor.
Küresel güçler de bu gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD, anlaşmaya destek verirken, Avrupa Birliği de taraflara diyalog çağrısı yapıyor. Rusya ise, bölgedeki nüfuzunu korumak adına dengeli bir pozisyon almaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü, anlaşmanın uygulanması için taraflar arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Ancak Hizbullah'ın tutumu, uluslararası toplumun çabalarını baltalayabilir. Bölgedeki gelişmeler, önümüzdeki günlerde daha da karmaşık bir hal alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan anlaşması ve devam eden çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikalarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda kendi çıkarlarını korumaya çalışırken, İsrail-Lübnan anlaşması önemli bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Hizbullah'ın anlaşmaya karşı çıkması, Türkiye'nin bölgedeki istikrar çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, uzun yıllardır Lübnan'daki siyasi dengeleri gözeterek bir politika izlemektedir; ancak Hizbullah'ın bu tutumu, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu sınırlayabilir. Bu nedenle, Ankara'nın süreci yakından izleyerek hem İsrail hem de Lübnan'daki taraflarla diplomatik temaslarını artırması beklenebilir.