İsrail polisi, Kudüs Başmüftüsü Şeyh Muhammed Hüseyin'i, Mescid-i Aksa'ya bir hafta süreyle girişini yasakladı. Orta Doğu haber sitesi Middle East Eye'ın aktardığına göre, bu karar, Başmüftü'nün Cuma namazı sonrası düzenlenen bir protestoya katılmasının ardından alındı. Protestonun, İsrail'in Doğu Kudüs'teki Filistinli aileleri evlerinden çıkarma planlarına karşı olduğu belirtiliyor. Şeyh Hüseyin, İsrail polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra bir hafta boyunca Mescid-i Aksa'ya girmemesi koşuluyla serbest bırakıldı. Bu gelişme, Kudüs'teki gerginliği daha da tırmandırdı ve Filistinli yetkililer ile uluslararası toplumdan tepki çekti.
Gelişmenin arka planı
Mescid-i Aksa, İslam'ın üçüncü en kutsal mekânı olarak kabul ediliyor. Kudüs Başmüftüsü ise, şehirdeki Müslüman cemaatin en yüksek dini otoritesi konumunda bulunuyor. Şeyh Muhammed Hüseyin, 2006 yılından bu yana bu görevi yürütüyor. İsrail polisinin bu yasağı, daha önce de benzer şekilde diğer Filistinli dini liderlere uygulanmıştı. Özellikle Ramazan ayı ve Cuma namazları sırasında alınan bu tür önlemler, İsrail'in bölgedeki kontrolünü göstermesi açısından önemli sayılıyor. İsrail yönetimi, bu tür yasakların güvenlik gerekçesiyle alındığını savunurken, Filistin tarafı bu adımları ibadet özgürlüğüne müdahale olarak değerlendiriyor.
Mescid-i Aksa'nın statüsü, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas konularından biri. Ürdün'ün kutsal mekânlar üzerindeki vesayet yetkisi de bu bağlamda sık sık gündeme geliyor. Başmüftü'nün yasaklanması, Ürdün ile İsrail arasında da gerilime neden olabilir. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, daha önceki benzer durumlarda İsrail'e kınama mesajı göndermişti.
Bölgesel boyutu
Kudüs'teki bu tür gelişmeler, sadece İsrail-Filistin çatışmasını değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Özellikle İsrail'in Doğu Kudüs'teki yerleşim politikaları ve Filistinlilere yönelik kısıtlamaları, Arap dünyasında ve İslam ülkelerinde tepkiyle karşılanıyor. Mescid-i Aksa'nın statüsü, İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas gibi ülkelerle normalleşme anlaşmaları imzalamasına rağmen hâlâ kırılgan bir konu. Bu normalleşme süreci, Filistin meselesinin arka plana atıldığı eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Son yıllarda, aşırı sağcı İsrailli grupların Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskınlar, bölgede sık sık çatışmalara yol açıyor. 2021'deki 11 günlük Gazze savaşı da büyük ölçüde Mescid-i Aksa'da yaşanan gerginlikler nedeniyle patlak vermişti. Bu bağlamda, Başmüftü'nün yasaklanması, geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme potansiyeli taşıyor. Uluslararası toplum, tarafları itidale davet ederken, ABD ve Avrupa Birliği de Kudüs'teki statükoyu koruma çağrısı yapıyor. Ancak, İsrail hükümeti içindeki aşırı sağ unsurların bu tür girişimleri desteklemesi, barış umutlarını zora sokuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın statüsünü yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Doğu Kudüs politikalarını sık sık eleştiriyor ve Filistin davasının arkasında duruyor. Bu nedenle, Başmüftü'ye uygulanan yasak, Türk kamuoyunda da tepki çekecektir. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, Filistin meselesindeki hassasiyetini koruyor. Bu tür olaylar, Ankara'nın Kudüs konusunda daha aktif bir diplomasi yürütmesine neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi platformlarda Filistin'i destekleyen tutumu, bu gelişmeyi gündeme taşıyabilir.