New York Times'ın (NYT) Ortadoğu kaynaklarına dayandırdığı çarpıcı haberine göre, İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da devam eden barış görüşmelerinin ardından İranlı müzakerecileri taşıyan bir uçağı hedef almak üzere İran hava sahasına girdi. Olay, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuz mücadelesi bağlamında yürütülen hassas diplomasi trafiğinin ortasında gerçekleşti. NYT'nin istihbarat kaynaklarına göre, İsrail jetleri İran hava savunma sistemlerini atlatarak ilerledi ancak hedef uçağa saldırmadan önce geri çekilmek zorunda kaldı. Haberde, İran hava kuvvetlerinin müdahalesi üzerine İsrail uçaklarının rotayı terk ettiği belirtiliyor. Olayda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, iki ülke arasındaki gerilimin daha da tırmanmasına neden oldu. İsrail hükümeti konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, "hava sahası ihlalini kınadıklarını" ve olayı Birleşmiş Milletler'e taşıyacaklarını duyurdu.
Gelişmenin perde arkası
Barış görüşmeleri, İran'ın nükleer programına uluslararası bir çözüm bulmak amacıyla Pakistan'ın arabuluculuğunda İslamabad'da gizlice yürütülüyordu. Görüşmelere İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bagheri Kani'nin başkanlık ettiği bir heyet katıldı. İsrail'in bu heyeti taşıyan uçağı hedef alması, Tel Aviv'in Tahran'ın nükleer müzakerelerini baltalamaya yönelik en cüretkar eylemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Geçmişte İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine siber saldırılar düzenlediği ve İranlı bilim insanlarına suikastler gerçekleştirdiği biliniyor. Ancak bir müzakere heyetini doğrudan hedef alması, diplomatik normların açık ihlali olarak görülüyor. NYT'nin haberine göre, İsrail'in bu operasyonu ABD yönetimini de şaşırttı. Beyaz Saray, olayın ardından İran'la nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulunurken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden "İran'ın tehditlerine karşı her türlü tedbiri alma hakkımız saklıdır" açıklaması geldi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı ise olayı "endişe verici" olarak nitelendirdi ve taraflara itidal çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in bu hamlesi, zaten kırılgan olan Ortadoğu dengelerini daha da sarsabilir. İran, olayı toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı olarak değerlendirirken, İsrail ise nükleer müzakereleri engellemeye kararlı görünüyor. Uzmanlara göre, İsrail'in bu eylemi İran'ın müzakere masasından çekilmesine ve nükleer programını daha da ilerletmesine neden olabilir. Öte yandan, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail'le normalleşme sürecini sürdürmekle birlikte, böylesi bir askeri harekatın yaratacağı istikrarsızlıktan endişe ediyor. Rusya ve Çin, olayı "uluslararası hukukun ihlali" olarak kınarken, Avrupa Birliği "her iki tarafa da ölçülü olma çağrısı" yaptı. İsrail'in bu tür bir harekatı gerçekleştirebilecek askeri kapasiteye sahip olduğu bilinmekle birlikte, İran hava sahasına bu kadar derinlemesine girmiş olması, İran'ın hava savunma sistemlerindeki zafiyeti de gözler önüne serdi. Bu durum, Tahran yönetiminin savunma harcamalarını artırmasına ve Rusya'dan daha gelişmiş hava savunma sistemleri tedarik etme yoluna gitmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki bu gerginliği yakından takip ediyor. Ankara, bölgesel bir savaşın patlak vermesini istememekle birlikte, İsrail'in İran hava sahasını ihlal etmesinin uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu düşünmektedir. Türkiye, İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, İsrail'le de istihbarat paylaşımı ve diplomatik kanalları kullanmaktadır. Bu tür bir askeri harekat, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki enerji jeopolitiği üzerindeki hesaplarını da etkileyebilir. İran'ın nükleer müzakereleri baltalanırsa, Türkiye'nin enerji güvenliği risk altına girebilir. Ayrıca, Suriye sahasında İran ve İsrail arasındaki çatışma halihazırda Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit etmektedir. Yeni bir cephe açılması, Ankara'yı zorlu bir diplomatik denge oyununa itebilir.