İsrail ordusuna ait insansız hava araçları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentine bağlı el-Mevasi bölgesinde, yerinden edilmiş sivillerin barındığı çadırlara saldırı düzenledi. Filistinli sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre saldırıda bir kız çocuğu ve bir yetişkin Filistinli hayatını kaybetti, en az 10 kişi yaralandı. Olay, İsrail'in daha önce 'güvenli bölge' ilan ettiği bir alanda gerçekleşmesi nedeniyle uluslararası tepkilere yol açtı. Görgü tanıkları, saldırının ardından bölgede büyük bir panik yaşandığını, yaralıların çevredeki hastanelere sevk edildiğini belirtti.
Saldırının ayrıntıları ve arka planı
Yerel kaynaklara göre İsrail drone'ları, el-Mevasi'deki çadır kente birkaç kez ateş açtı. İlk saldırıda bir çadır tamamen yanarken, ikinci füze ise çadırların ortasına düştü. Olayda ölenlerin kimlikleri henüz kesinleşmezken, Filistin Kızılayı ekiplerinin enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları sürüyor. el-Mevasi, İsrail'in savaşın başında 'insani güvenli bölge' olarak tanımladığı ve on binlerce Gazzelinin sığındığı bir alan. Ancak insan hakları örgütleri, bu bölgenin gerçekte güvenli olmadığını ve sivil yerleşimlerin sık sık hedef alındığını rapor ediyor.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, saldırının bir 'terör hücresini' hedef aldığı öne sürüldü. Ancak saldırıda ölenlerin sivil olduğu görüntülerle belgelenirken, BM ve uluslararası kuruluşlar sivillere yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulundu. Filistin resmi ajansı WAFA'ya göre, 7 Ekim'den bu yana Gazze'de ölen Filistinli sayısı 35 bini aşarken, bunların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze'deki savaşın yedinci ayına girerken, İsrail'in sivil bölgeleri vurmaya devam etmesi uluslararası toplumda infial yarattı. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri henüz sonuçsuz kalırken, bu tür saldırıların müzakereleri baltaladığı belirtiliyor. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemeye devam etse de, sivil kayıpların azaltılması konusunda Tel Aviv'e baskı yapıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, İsrail'in el-Mevasi'ye yönelik saldırısını 'uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlali' olarak nitelendirdi ve bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu.
Öte yandan, İran destekli grupların bölgedeki gerilimi tırmandırması ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Lübnan Hizbullahı da İsrail'in kuzey sınırında çatışmaları yoğunlaştırırken, İsrail'in sivil katliamlarına tepki olarak hareket ettiği belirtiliyor. Bu ortamda, BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes kararlarını uygulatamaması, küresel güçler arasındaki ayrışmayı derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin uzun süredir eleştirdiği İsrail'in orantısız güç kullanımı politikasının bir başka örneği. Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde İsrail'e yönelik sert söylemini sürdürürken, Gazze'ye insani yardım ulaştıran başlıca ülkelerden biri olarak Filistinli sivillerin yanında duruyor. Ancak Ankara'nın diplomatik girişimleri, ateşkes sağlanması ve İsrail'in uluslararası hukuka uyması yönünde elle tutulur bir sonuç doğurmuş değil. Bu tür olaylar, Türk kamuoyunda Filistin davasına duyarlılığı artırarak, hükümetin daha aktif bir rol üstlenmesi talebini güçlendirebilir. Ayrıca, bölgede genişleyen çatışma Türkiye'nin enerji güvenliği ve Suriye, Irak'taki istikrarı doğrudan etkileyebilir, bu nedenle Ankara'nın krize angajmanını derinleştirmesi bekleniyor.