Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kenti batısında yer alan iki çadır kampına İsrail insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıda, aralarında bir kadının da bulunduğu 2 Filistinli hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı. Olay, 2025 Ekim ayından bu yana yürürlükte olan ateşkesin en son ihlali olarak kaydedildi. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ölenlerden birinin İslam Hassan Ebu Şamala olduğu belirtilirken, diğer kurbanın kimliği henüz açıklanmadı. Saldırı sırasında çadırlarda kalan ailelerin büyük panik yaşadığı, yaralıların çevredeki hastanelere kaldırıldığı bildirildi. Bölgedeki görgü tanıkları, İsrail güçlerinin insansız hava araçlarıyla hassas bir şekilde hedef aldığını ve çadırların tamamen kül olduğunu aktardı.
Ateşkesin gölgesinde artan gerilim
2025 Ekim'inde varılan ateşkes anlaşması, bölgede taraflar arasında nispeten sakin bir dönem başlatmış olsa da, son haftalarda artan küçük çaplı saldırılar anlaşmanın kırılgan yapısını gözler önüne seriyor. Hamas yetkilileri, İsrail'in anlaşmanın ruhuna aykırı olarak sivil yerleşimleri hedef aldığını belirterek uluslararası topluma müdahale çağrısı yaptı. Öte yandan İsrail ordusu, söz konusu saldırının askeri bir hedefe yönelik olduğunu öne sürse de, sivillerin yaşadığı çadır kamplarının vurulması uluslararası hukuk açısından ciddi bir ihlal olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) bölgedeki durumu yakından takip ederken, ateşkesin korunması için taraflara çağrıda bulundu.
İsrail saldırıları, Gazze Şeridi'nde yerlerinden edilmiş yüz binlerce Filistinlinin yaşadığı çadır kamplarında sık sık can kaybına yol açıyor. Özellikle kadın ve çocukların hedef alınması, uluslararası toplumda büyük tepki çekiyor. Son saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısıyla birlikte, ateşkes ilanından bu yana ölen Filistinlilerin sayısı 45'e yükseldi. Bu durum, anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu ve bölgede sürdürülebilir bir barışın sağlanmasının önündeki engelleri bir kez daha gündeme taşıdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Filistin-İsrail çatışmasının kronikleşen bu yeni saldırısı, sadece bölgesel değil küresel anlamda da yankı uyandırdı. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin sekteye uğrama riski bulunurken, ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir kınama gelmedi. Bölge uzmanları, bu tür saldırıların İsrail'in Hamas'ı zayıflatma stratejisinin bir parçası olduğunu ancak sivil kayıpların uluslararası destek kaybına yol açtığını belirtiyor. Öte yandan İran destekli silahlı grupların da bu ihlali gerekçe göstererek yeniden çatışma başlatma ihtimali, Ortadoğu'da tansiyonun yeniden yükselmesine neden olabilir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı çağrıları sürerken, insani yardım kuruluşları bölgedeki sivillerin korunması için daha etkili mekanizmalar oluşturulmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde geleneksel olarak Filistin halkının yanında yer almakta ve İsrail'in sivil hedeflere yönelik saldırılarını kınamaktadır. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü yeniden gündeme getirebilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde İsrail'le normalleşme adımları ve ekonomik ilişkileri, bu tür olayların ikili ilişkilere yansımasını sınırlayabilir. Öte yandan, Türkiye kamuoyunda Filistin'e destek oldukça güçlü olduğundan, hükümet üzerinde iç politikada daha sert bir tutum sergileme baskısı oluşabilir. Bölgesel güvenlik açısından bakıldığında, Gazze'deki istikrarsızlık Doğu Akdeniz'deki denklemleri de etkileyebilir; bu nedenle Türkiye'nin diplomatik girişimlerini sürdürmesi beklenmektedir.