İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde sivil yerleşim alanlarına yönelik yıkım operasyonlarını sürdürüyor. Middle East Eye'ın aktardığına göre, son günlerde birçok ev, tarım arazisi ve altyapı tesisinin kontrollü patlamalarla imha edildiği bildiriliyor. Operasyonların, İsrail'in kuzey sınırında Hizbullah ile yaşanan çatışmaların ardından güvenlik bölgesi oluşturma amacı taşıdığı belirtiliyor. Lübnanlı yetkililer, yıkımların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivil halkı hedef aldığını vurguluyor.
Yıkım Operasyonlarının Arka Planı ve Boyutu
İsrail, 7 Ekim 2023'te başlayan Hamas-İsrail savaşının ardından Lübnan sınırında da Hizbullah ile çatışmalara girmişti. Bu çatışmalar sırasında İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki bazı köylerde geniş çaplı yıkım faaliyetleri yürüttü. Bugüne kadar yüzlerce binanın yıkıldığı, on binlerce sivilin yerinden edildiği tahmin ediliyor. İsrail, operasyonların Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını ve sivil kayıpları en aza indirmek için önlemler alındığını savunuyor. Ancak Lübnan hükümeti ve insan hakları örgütleri, yıkımların orantısız güç kullanımı olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve İnsani Kriz
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, İsrail'in Lübnan'daki yıkım operasyonlarını kınayarak derhal durdurulmasını talep etti. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yıkımların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ifade etti. ABD ise İsrail'in kendini savunma hakkını tanımakla birlikte, sivil altyapının hedef alınmasından endişe duyduğunu açıkladı. Bölgede insani durum giderek kötüleşiyor; yıkılan evler nedeniyle evsiz kalanlar, temel ihtiyaç maddelerine erişimde büyük zorluk çekiyor. Lübnan, zaten ekonomik kriz ve Suriyeli mülteci yükü altında ezilirken, bu yeni yıkım dalgası ülkeyi daha da kırılgan hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağları olan bir bölgesel güç olarak, Güney Lübnan'daki yıkımları yakından takip ediyor. Ankara, daha önce de İsrail'in Filistin'deki operasyonlarını eleştirmiş ve bölgede tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştu. Bu yıkımlar, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratabilir. Ayrıca, Lübnan'daki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgeye yönelik insani yardım programlarını etkileyebilir ve Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler nezdinde İsrail'e yönelik daha sert yaptırımlar için diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.