İsrail ordusu, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki varlığına yönelik devam eden operasyonları kapsamında bugün erken saatlerde Nabatiye kentine bağlı Kafr Killa kasabasını ağır bombardımana tuttu. Onlarca savaş uçağı ve topçu birlikleri tarafından gerçekleştirilen saldırılarda kasabanın büyük bölümü enkaza dönerken, en az 15 sivil yaşamını yitirdi, 40'tan fazla kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölü sayısının artabileceği uyarısında bulundu.
Saldırının Arka Planı ve Gelişmeler
İsrail Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Kafr Killa'da Hizbullah'a ait silah depoları ve komuta merkezlerinin imha edildiği belirtildi. Operasyonun, kuzey İsrail'e yönelik roket saldırılarına yanıt olarak başlatıldığı ifade edildi. Ancak yerel kaynaklar, bombardımanda sivillerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerin de hedef alındığını, hastane ve okul gibi sivil yapılarda ciddi hasar oluştuğunu aktardı.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, saldırıyı “vahşet” olarak nitelendirerek BM Güvenlik Konseyi'ne acil toplantı çağrısı yaptı. Bölgedeki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) yetkilileri ise tarafları itidale davet etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail ile Lübnan arasındaki 2006 savaşından bu yana en yoğun çatışma olarak kayıtlara geçen bu saldırı, Ortadoğu'da tansiyonu yeniden tırmandırdı. Özellikle İran'ın Hizbullah'a verdiği destek göz önüne alındığında, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riski bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini ancak sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini açıkladı. Fransa ise acil ateşkes çağrısı yaptı.
Ekonomik cephede, çatışmaların genişlemesi halinde Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinin (İsrail doğalgaz sahaları) sekteye uğrayabileceği ve küresel petrol fiyatlarında dalgalanma yaşanabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ve Hizbullah arasında tırmanan bu çatışma nedeniyle dikkatli bir denge politikası izlemek durumunda. Bir yandan Lübnan'daki Türkmen vatandaşların güvenliği endişe yaratırken, diğer yandan Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği projeleri tehdit altına girebilir. Ayrıca, çatışmanın genişlemesi halinde Suriye'den gelen mülteci akışının hızlanması beklenebilir. Türkiye'nin diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması ve tarafları itidale davet etmesi muhtemel.