İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarında bir Filistinli ailenin evine düzenlediği baskında aile fertlerini dövdü ve içeri göz yaşartıcı gaz bombası attı. Olayda biri çocuk en az beş kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırı, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisine yol açarken, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği bir döneme denk geldi.
Saldırının ayrıntıları
Middle East Eye'ın aktardığına göre, İsrail askerleri dün sabah erken saatlerde Nablus'un güneybatısındaki Huwara köyünde bulunan El-Hatib ailesinin evine operasyon düzenledi. Görgü tanıkları, askerlerin kapıyı kırarak içeri girdiğini ve evde bulunanları darp etmeye başladığını ifade etti. 65 yaşındaki aile reisi Muhammed El-Hatib'in başına dipçikle vurulduğu, eşi Fatma El-Hatib ve 12 yaşındaki torunlarının da saldırıdan etkilendiği belirtildi. Askerler ayrıca evin içine en az iki el göz yaşartıcı gaz bombası atarak aile fertlerinin ve komşularının tahliye edilmesine neden oldu. Filistin Kızılayı ekipleri olay yerinde yaralılara müdahale etti. Aile fertleri, saldırı sonrası hastaneye kaldırıldı; Muhammed El-Hatib'in kafatasında çatlak olduğu ve yoğun bakımda tedavi altına alındığı öğrenildi.
İsrail ordusundan yapılan kısa açıklamada, bölgede "şüpheli bir kişinin bulunduğu ihbarı" üzerine operasyon düzenlendiği ve askerlerin kendilerini savunmak zorunda kaldığı iddia edildi. Ancak olayın tanıkları, askerlerin evde arama yaptıktan sonra hiçbir şey bulamadan ayrıldığını belirtti. Filistin yönetimi, saldırıyı "savaş suçu" olarak nitelendirerek Birleşmiş Milletler'e başvuruda bulunacağını duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu tür olaylar, Batı Şeria'da işgal altındaki Filistin topraklarında sık sık yaşanıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, yalnızca bu yıl İsrail güçlerinin düzenlediği baskınlarda 150'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı. Uluslararası toplum, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden bu tür saldırılarını kınarken, ABD yönetimi genellikle İsrail'in güvenlik gerekçelerine atıfta bulunarak doğrudan kınamaktan kaçınıyor. Avrupa Birliği ise son olayda "orantısız güç kullanımı" endişelerini dile getirdi.
Saldırı, aynı zamanda İsrail'in Gazze'ye yönelik son hava saldırıları ve Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bölgedeki istikrarsızlığın derinleştiğine işaret ediyor. Filistinli gruplar, bu tür saldırılara direnişle karşılık verecekleri yönünde tehditler savururken, BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, taraflara itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında yakından takip ediliyor. Ankara, İsrail'in Filistin topraklarındaki şiddet eylemlerini her zaman kınamış ve uluslararası platformlarda Filistin haklarını savunmuştur. Saldırı, Türk kamuoyunda tepkiyle karşılanırken, Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılacak olası açıklamada İsrail'e yönelik sert eleştiriler bekleniyor. Ayrıca, Türkiye'nin 2022'de başlattığı İsrail'le normalleşme süreci, bu tür olayların gölgesinde sarsılabilir. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir.