İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Kalandiya mülteci kampına şafak vakti baskın düzenledi. Yerel kaynaklara göre, sekiz Filistinli, İsrail askerlerinin evlere ve dükkânlara girerek yıkım tehditlerinde bulunmasının ardından yaralandı. Olay, bölgede artan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Baskının Ayrıntıları
Kalandiya kampı, Kudüs'ün hemen kuzeyinde, Ramallah ile Kudüs arasında stratejik bir noktada yer alıyor. Filistinli görgü tanıkları, İsrail askerlerinin gece yarısından sonra kampın birçok noktasına eş zamanlı olarak girdiğini, evlerin kapılarını kırarak arama yaptığını ve bazı iş yerlerine yıkım kararı tebliğ ettiğini aktardı. Filistin Kızılayı ekipleri, yaralanan sekiz kişinin hastaneye kaldırıldığını, durumlarının ise genel olarak iyi olduğunu bildirdi. Görgü tanıkları, askerlerin göz yaşartıcı gaz bombaları ve ses bombaları kullandığını, çatışmaların birkaç saat sürdüğünü ifade etti.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, operasyonun "terörle mücadele" amacı taşıdığı ve gözaltına alınan kişiler olduğu belirtildi. Ancak Filistinli yetkililer, baskının orantısız güç kullanımı olduğunu ve sivillerin hedef alındığını savundu. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), kampın yaklaşık 10 bin kayıtlı mülteciye ev sahipliği yaptığını, İsrail güçlerinin sık sık baskın düzenlediği bir yer olduğunu hatırlattı. UNRWA ayrıca, İsrail'in bu tür operasyonlarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kalandiya, İsrail'in 1967'de işgal ettiği Doğu Kudüs'ü Batı Şeria'ya bağlayan kontrol noktasıyla da biliniyor. Bu kontrol noktası, Filistinlilerin hareketini ciddi şekilde kısıtlıyor ve 2003'te inşa edilen ayrım duvarının bir parçası. Baskın, İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlendiği bir dönemde geliyor; özellikle Ramazan ayının başlamasıyla birlikte bölgede gerginlik artmış durumda. Hamas, baskını kınayarak "işgalin sona ermesi için direnişin süreceği" mesajını verdi.
Uluslararası toplum, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim ve baskın politikalarını sık sık eleştiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, iki devletli çözümün altını çizerken, bu tür operasyonların barış sürecini baltaladığı yorumları yapılıyor. Birleşmiş Milletler, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Bu baskın, aynı zamanda İsrail'in son dönemdeki saldırgan tutumunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor: geçen hafta Nablus'ta düzenlenen operasyonda da altı Filistinli öldürülmüştü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında doğrudan ilgilidir. Türkiye, geçmişte olduğu gibi bu tür baskınları kınayacak ve Filistin halkının yanında yer alacaktır. Ancak bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ağırlığını kullanmasını gerektiriyor. İsrail ile ilişkilerin normalleşme çabaları, bu tür olaylarla sekteye uğrayabilir. Türkiye, hem Filistin davasını uluslararası platformda savunurken hem de bölgesel istikrarı gözetmek zorundadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlardaki etkinliği, mülteci kamplarındaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi için bir fırsat olabilir.