İsrail'de 25 Mart'ta yapılacak parlamento seçimleri öncesinde genç seçmenlerin eğilimleri, ülkenin siyasi geleceğini ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun kaderini belirleyecek. Yapılan anketler ve saha gözlemleri, genç İsraillilerin yaşlı seçmenlere kıyasla daha sağa, hatta aşırı sağa kaydığını gösteriyor. Bu durum, özellikle 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarının ardından şekillenen güvenlik odaklı bir siyasi iklimin sonucu olarak yorumlanıyor. Ülkenin merkezinde yer alan ve sonuçları genellikle ulusal oyla paralellik gösteren Rehovot kentinde RFI muhabirinin görüştüğü gençler, güvenlik endişelerinin siyasi tercihlerini nasıl etkilediğini ortaya koydu.
Gençliğin sağa kaymasının arka planı
İsrail'de genç seçmenlerin sağa yönelmesinde birden fazla faktör rol oynuyor. Öncelikle, 7 Ekim saldırıları ve ardından yaşanan savaş, genç nesil için hayatlarının merkezine güvenlik meselesini yerleştirdi. Bu kuşak, askerlik hizmeti sırasında veya sonrasında doğrudan çatışmaların içinde yer aldı; birçoğu aile üyelerini veya arkadaşlarını kaybetti. Bu travmatik deneyim, siyasi tercihlerde sertlik yanlısı politikaları öne çıkarıyor. Aşırı sağ partiler, güvenlik konusundaki katı tutumları ve Filistinlilere yönelik sert politikalarıyla bu genç seçmen kitlesine hitap ediyor.
İkinci olarak, genç İsrailliler arasında ekonomik kaygılar da sağa kaymayı besliyor. Konut fiyatlarındaki hızlı artış, yaşam maliyetinin yükselmesi ve istihdam belirsizliği, gençlerin mevcut hükümete yönelik eleştirilerini artırıyor. Ancak bu eleştiri, sol partilere değil, daha çok sağ popülist söylemlere yöneliyor. Sağ partiler, ekonomik sorunları güvenlik ve kimlik politikalarıyla birleştirerek gençlerin desteğini kazanmayı başarıyor.
Üçüncü etken ise sosyal medya ve iletişim teknolojileri. Genç İsrailliler, haberleri ve siyasi mesajları geleneksel medyadan çok sosyal medya platformlarından alıyor. Bu platformlarda yürütülen etkili kampanyalar, aşırı sağ görüşlerin normalleşmesine ve gençler arasında yayılmasına katkıda bulunuyor. Ayrıca, ana akım medyanın güvenilirliğine yönelik algı düşüklüğü, gençleri alternatif kaynaklara yönlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun genel dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun iktidarda kalması, İsrail'in Filistin politikaları, İran'a karşı tutumu ve Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerinde belirleyici olacak. Genç seçmenlerin sağa kayması, İsrail'in daha şahin bir çizgiye yönelmesine yol açabilir. Bu durum, bölgesel barış sürecini olumsuz etkileyebileceği gibi, Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmalarının (İbrahim Anlaşmaları) geleceğini de tehlikeye atabilir.
Öte yandan, İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, küresel enerji piyasaları ve ticaret yolları açısından da önemli. Doğu Akdeniz'deki doğal gaz rezervleri, İsrail'in enerji koridoru olma potansiyeli ve bölgesel güvenlik mimarisi, İsrail'in iç siyasetindeki dalgalanmalardan etkilenebilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e verdiği destek ve iki ülke arasındaki özel ilişki, seçim sonuçlarına göre yeniden şekillenebilir. Genç seçmenlerin aşırı sağa yönelmesi, İsrail'in uluslararası arenada daha izole bir konuma gelmesine neden olabilir ve bu da küresel jeopolitik dengeleri etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de genç seçmenlerin sağa kayması ve Netanyahu'nun seçimlerdeki performansı, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin yanında yer alırken, son dönemde İsrail ile ilişkilerde normalleşme adımları atmıştı. Ancak İsrail'de yükselen aşırı sağ ve güvenlik odaklı politikalar, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar hedefleriyle çelişebilir. Özellikle Netanyahu'nun yeniden güçlenmesi, Doğu Akdeniz'deki gerilimi artırabilir ve Türkiye'nin enerji politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in Gazze'ye yönelik sert politikaları, Türkiye'nin insani diplomasi çabalarını zorlaştırabilir. Seçim sonuçları, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğinde belirleyici olacak.