Irak Başbakanı Ali Faleh Al-Zaidi, Cuma günü yaptığı açıklamada, ülkede danışmanlık görevi de dahil olmak üzere hiçbir ABD askerinin kalmadığını duyurdu. Bağdat yönetimi, ülkedeki tüm silahları gelecek Haziran ayına kadar devlet kontrolüne alma sürecini yürütüyor. Al-Zaidi, Irak Haber Ajansı'na (INA) verdiği demeçte, yabancı güçlerin ülkeden çekilmesinin "güvenlik boşluğunu ortadan kaldırdığını" ve Irak'ın egemenliğini güçlendirdiğini söyledi.
ABD askerlerinin çekilmesi ve silah kontrolü süreci
Irak Başbakanı Al-Zaidi'nin açıklaması, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilme sürecinin tamamlandığını gösteriyor. Uzun yıllardır Irak'ta bulunan ABD askerleri, IŞİD ile mücadele kapsamında danışmanlık ve eğitim görevleri yürütüyordu. Ancak Bağdat yönetimi, özellikle 2020'de İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta öldürülmesinin ardından ABD güçlerinin varlığını sorgulamaya başlamıştı. Irak parlamentosu, olayın ardından yabancı askerlerin çekilmesi yönünde tavsiye kararı almıştı. Süreç, ABD ile Irak arasında yapılan müzakereler sonucunda aşamalı olarak ilerledi.
Al-Zaidi, "Yabancı güçlerin varlığı sona erdi. Şimdi tüm silahların devlet kontrolüne girmesi için çalışıyoruz" dedi. Irak hükümeti, Haziran 2025'e kadar milis gruplar dahil tüm silahlı unsurların silahlarını devlete teslim etmesini hedefliyor. Bu kapsamda, Irak güvenlik güçleri ile çeşitli milis gruplar arasında koordinasyon toplantıları düzenleniyor. Ancak özellikle İran destekli Haşdi Şabi gruplarının silah bırakma konusundaki tutumu belirsizliğini koruyor.
Irak'ta 2003'te başlayan ABD işgali sonrası ülkedeki yabancı asker varlığı, 2011'de resmen sona ermiş ancak IŞİD'in yükselişiyle 2014'te yeniden konuşlandırılmıştı. 2017'de IŞİD'in yenilgiye uğratılmasının ardından ABD askerleri eğitim ve danışmanlık misyonu altında kalmaya devam etti. Son çekilme ile birlikte Irak, egemenlik konusunda önemli bir adım attığını savunuyor.
Bölgesel dengeler ve Irak'ın egemenlik vurgusu
ABD askerlerinin tamamen çekilmesi, Irak'ın İran ile ABD arasındaki denge politikasında yeni bir döneme işaret ediyor. Bağdat, son yıllarda hem Washington hem de Tahran ile ilişkilerini yönetmeye çalışıyor. Ancak İran'ın Irak üzerindeki etkisi, özellikle silahlı gruplar aracılığıyla, ABD'nin çekilmesiyle daha da belirginleşebilir. Al-Zaidi'nin "tüm silahlar devlet kontrolünde olacak" mesajı, bu etkiyi dengelemeye yönelik bir adım olarak yorumlanıyor.
Bölgesel uzmanlar, ABD'nin çekilmesinin Irak'ta güvenlik boşluğu yaratabileceği uyarısında bulunuyor. IŞİD'in yeniden canlanma riski, özellikle kırsal bölgelerde hücre yapılanmalarıyla sınırlı olsa da, tamamen ortadan kalkmış değil. Irak güvenlik güçlerinin kapasitesi son yıllarda artsa da, istihbarat ve hava desteği konusunda ABD'ye olan bağımlılık devam ediyordu. Çekilme sonrası bu boşluğun nasıl doldurulacağı merak konusu.
Öte yandan Irak, ekonomik olarak da zor bir dönemden geçiyor. Petrol gelirlerine bağımlı ekonomi, küresel fiyat dalgalanmalarından etkileniyor. ABD askerlerinin çekilmesiyle birlikte Irak'ın savunma harcamalarını yeniden düzenlemesi ve yerel güvenlik güçlerine daha fazla kaynak ayırması gerekebilir. Bu durum, ülkenin ekonomik istikrarı üzerinde baskı oluşturabilir.
Uluslararası toplum, Irak'ın egemenlik vurgusunu olumlu karşılamakla birlikte, silahlı grupların entegrasyonu sürecinin şeffaf ve kapsayıcı olması gerektiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, Irak'ın istikrarı için siyasi diyalog ve ekonomik reformların önemine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD askerlerinin Irak'tan tamamen çekilmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel denklemdeki konumu açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Irak'ın kuzeyinde PKK varlığına karşı yürütülen operasyonlar ve genişleyen silah kontrolü süreci, Türkiye'nin Irak merkezi hükümetiyle güvenlik işbirliğini daha da önemli hale getiriyor. Ayrıca Irak'ın istikrarı, Türkiye'nin enerji koridoru ve ticaret yolları açısından kritik. Bağdat'ın tüm silahlı grupları devlet kontrolüne alma hedefi, Türkiye için olumlu bir adım; zira bu, sınır ötesi tehditlerin azalmasına katkı sağlayabilir. Ancak sürecin nasıl yönetileceği ve İran'ın etkisi, Türkiye'nin bölgesel stratejilerini şekillendirecek.