İsrail'in önde gelen siyasetçileri, Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'ten bu yana süren savaşın ardından bölgede yeniden yerleşim kurmaya hazır olduklarını açıkladı. Savaşın Gazze'de yol açtığı yıkım ve kıtlık boyutunun yanı sıra, İsrail'in 2005'ten bu yana ilk kez Gazze'de kalıcı bir askeri ve sivil varlık oluşturma ihtimali bölgede tansiyonu artırıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon ortağı ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Gazze'deki Filistin nüfusunun 'gönüllü olarak' yeniden yerleştirilmesi ve bölgeye İsrailli yerleşimcilerin getirilmesi planını savunuyor.
Gelişmenin arka planı: Soykırım ve kıtlıkla gelen karar
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'ın, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında soykırım suçlamasıyla tutuklama emri talebi, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının boyutunu gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve insan hakları örgütlerine göre, Gazze'de 38 binin üzerinde insan hayatını kaybetti, yüzbinlerce kişi yerinden edildi ve bölgede kıtlık baş gösterdi. İsrailli siyasetçiler, bu yıkımın ardından Gazze'de güvenliği kontrol etmek ve kalıcı bir askeri varlık oluşturmak için yerleşimlerin yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunuyor. Smotrich, 'Gazze, Filistinliler için değil, İsrail egemenliği altında bir İsrail toprağı olmalı' diyerek planın ana hatlarını çiziyor.
Bu plan, İsrail'in 2005'teki tek taraflı çekilme kararıyla boşaltılan Gazze'deki 21 yerleşimin yeniden inşa edilmesini içeriyor. O dönemde Ariel Hükümeti tarafından alınan kararla 8 bin yerleşimci bölgeden tahliye edilmişti. Şimdi ise koalisyonun aşırı sağcı kanadı, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bir tampon bölge oluşturulmasını ve bu bölgeye sadece İsrailli yerleşimcilerin girişine izin verilmesini hedefliyor. Ayrıca, Mısır sınırındaki Philadelphi Koridoru'nun tamamen İsrail kontrolünde olması da planın bir parçası.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası tepkiler ve olası sonuçlar
İsrail'in bu planı, uluslararası toplumdan büyük tepki çekiyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail'in herhangi bir yerleşim planını reddettiklerini belirtti. AB, BM ve birçok Arap ülkesi, bu tür bir adımın bölgede kalıcı barışı imkansız hale getireceğini vurguluyor. Filistin Yönetimi, İsrail'in bu planının 'bir işgal ve etnik temizlik hamlesi' olduğunu savunuyor. Mısır ve Ürdün ise, böyle bir gelişmenin kendi ülkelerine kitlesel Filistinli göçüne neden olabileceği endişesiyle uyarılarda bulunuyor.
Öte yandan, İran destekli Hizbullah ve Yemen'deki Husiler, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına misilleme olarak saldırılarını sürdürüyor. Husiler, Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılarını artırmış durumda. Uzmanlar, Gazze'de bir yerleşim inşasının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana İsrail'e karşı en sert tepkiyi gösteren ülkelerden biri. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını 'soykırım' olarak nitelendirerek ticari ambargo uyguladı. İsrail'in Gazze'de yerleşim kurma planı, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği daha da güçlendirebilir ve Ankara, bu durumu İsrail'i uluslararası alanda yalnızlaştırmak için bir fırsat olarak kullanabilir. Ancak, Türkiye'nin bu plana karşı somut bir askeri veya diplomatik adım atması beklenmiyor; daha ziyade BM ve İİT platformlarında kınama ve yaptırım çağrıları yapması muhtemel.