İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde bulunan Bureyç Mülteci Kampı yakınlarındaki bir çöp depolama alanına düzenlediği insansız hava aracı saldırısında, Bureyç belediyesinde çalışan Filistinli bir temizlik işçisini öldürdü. Saldırı, 8 Şubat 2025 Cumartesi günü yerel saatle sabah saatlerinde meydana geldi. Olayda hayatını kaybeden işçinin kimliği henüz resmi olarak açıklanmazken, Filistinli kaynaklar kurbanın belediye için çalışan bir atık toplama işçisi olduğunu doğruladı. Saldırı, bölgede aylardır süren yüksek tansiyonun bir parçası olarak gelişti.
Gelişmenin Arka Planı
Bureyç Mülteci Kampı, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında yerlerinden edilen Filistinliler için kurulmuş bir kamp olup, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alır. Kamp, son yıllarda İsrail saldırılarının sık sık hedefi haline geldi. İsrail ordusu, saldırının terörle mücadele kapsamında gerçekleştirildiğini iddia ederken, Filistinli yetkililer sivil hedeflere yönelik saldırıları kınadı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, saldırıda başka bir yaralanma veya can kaybı yaşanmazken, çöp depolama alanında arama çalışmaları devam ediyor.
İsrail'in Gazze'ye yönelik hava saldırıları, 7 Ekim 2023'te başlayan geniş çaplı çatışmaların ardından yoğunlaştı. Bu tarihten itibaren binlerce Filistinli sivil hayatını kaybetti, altyapı büyük ölçüde tahrip oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de çatışmalarda ölenlerin %70'inden fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Uluslararası toplum, sivil kayıpların azaltılması için çağrı yaparken, İsrail ulusal güvenlik gerekçesiyle operasyonlarına devam ediyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Belediye çalışanları gibi sivil hedeflerin vurulması, uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlali olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, İsrail'in orantısız güç kullanımını defalarca kınamış olsa da, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisi nedeniyle bağlayıcı bir karar alınamıyor. Çatışma, bölgesel aktörler arasında da yeni gerilimlere yol açıyor; İran, Hizbullah ve Yemen'deki Husiler İsrail'e yönelik tehditlerini artırıyor. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın İsrail'le normalleşme süreci durmuş, Mısır ve Katar'daki arabuluculuk çabaları ise henüz sonuç vermemiş durumda.
Küresel ölçekte, sivil kayıplara ilişkin görüntüler ve haberler uluslararası kamuoyunda İsrail karşıtı protestoları körüklüyor. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davası, dünya genelinde yankı uyandırmış durumda. Avrupa Birliği ve bazı ülkeler İsrail'e silah ambargosu uygularken, ABD ve diğer müttefikler İsrail'e askeri desteğini sürdürüyor. Bu tablo, bölgede kalıcı bir çözümün uzak olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu olayın da gösterdiği gibi, İsrail-Filistin çatışmasında Filistin halkının haklarını savunan tutumunu sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki sivil hedeflere yönelik saldırılarını defalarca kınamış, uluslararası platformlarda İsrail aleyhine girişimlerde bulunmuştur. Bu tür sivil kayıplar, Türkiye'nin insani yardım çağrılarını güçlendirmekte ve Ankara'nın bölgedeki arabuluculuk rolünü öne çıkarmaktadır. Aynı zamanda, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik stratejileri, Gazze'deki durumdan doğrudan etkilenmektedir. İsrail'le ticari ilişkilerin sürdürülmesi ile Filistin'e destek arasındaki hassas denge, Türk dış politikasının karmaşıklığını ortaya koymaktadır.