Birleşmiş Milletler (BM) özel raportörü, uluslararası topluma İsrail'e karşı derhal kapsamlı bir ticaret ve silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan açıklamada, raportör, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının ve yerleşimci şiddetinin uluslararası hukukun ciddi ihlallerini oluşturduğunu vurgulayarak, bu yöndeki adımların atılmaması halinde bölgedeki insani felaketin daha da derinleşeceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
BM İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan özel raportör, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında yürüttüğü politikalara ilişkin son raporunu sunarken, mevcut durumun "apartheid" benzeri bir yapıya dönüştüğünü ve bunun uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektirdiğini belirtti. Raportör, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında hastaneleri, okulları ve sivil altyapıyı hedef almasının savaş suçu teşkil edebileceğini ifade etti.
Özel raportör, silah ambargosunun yanı sıra İsrail ile ticari ilişkilerin askıya alınmasının, işgal politikalarının finansmanını kesmenin en etkili yolu olacağını savundu. Ayrıca, uluslararası şirketlerin İsrail'deki yerleşim birimlerinde faaliyet göstermesinin de uluslararası hukuku ihlal ettiğini hatırlatarak, bu şirketlere yönelik yaptırımların da gündeme alınması gerektiğini belirtti.
BM yetkilisinin bu açıklamaları, İsrail'in uluslararası toplumda giderek artan bir izolasyonla karşı karşıya kaldığı bir dönemde geldi. Son aylarda birçok ülke, İsrail'in Gazze'deki askeri hareketliliğini kınayan açıklamalar yaparken, bazı Latin Amerika ülkeleri İsrail ile diplomatik ilişkilerini gözden geçirme kararı almıştı. Ancak Batılı ülkelerin büyük bir kısmı, İsrail'in meşru müdafaa hakkına vurgu yaparak daha temkinli bir tutum sergiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'e yönelik ticaret ve silah ambargosu çağrısı, Orta Doğu'daki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İran, Türkiye ve Katar gibi ülkelerin yanı sıra bazı Avrupa ülkeleri de daha önce İsrail'e yönelik kısmi yaptırım uygulamış veya bu yönde çağrılar yapmıştı. Ancak BM raportörünün bu çağrısı, uluslararası hukuk açısından bağlayıcılığı olmamakla birlikte, küresel kamuoyunda İsrail karşıtı söylemin güçlenmesine katkıda bulunabilir.
Uzmanlar, ambargonun uygulanabilirliğinin düşük olduğunu, zira İsrail'in en büyük ticaret ortaklarından biri olan ABD'nin bu tür bir yaptırıma kesinlikle karşı çıkacağını belirtiyor. ABD, BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail aleyhine alınabilecek kararları veto yetkisini elinde bulunduruyor. Öte yandan, Avrupa Birliği içinde de İsrail'e yönelik tutum konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor; bazı üye devletler daha sert önlemler alınmasını savunurken, diğerleri diyalogun sürdürülmesinden yana.
Bu gelişmeler, Gazze'deki insani krizin derinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. BM'ye göre, Gazze'de 2 milyondan fazla insanın büyük bir kısmı yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer yardım kuruluşları, bölgeye insani yardım ulaştırmanın her geçen gün daha da zorlaştığını rapor ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM özel raportörünün İsrail'e yönelik ambargo çağrısı, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği güçlendiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, İsrail'in Gazze operasyonlarını defalarca kınamış ve bu yöndeki diplomatik girişimlerini sürdürmüştür. Ankara'nın, BM ve diğer uluslararası platformlarda İsrail aleyhine kararlar çıkması için aktif bir lobi faaliyeti yürüttüğü bilinmektedir. Bu çağrı, Türkiye'nin uluslararası hukukun üstünlüğü ve Filistin halkının hakları konusundaki duruşunu destekleyen bir zemin oluşturmaktadır. Ancak, Türkiye-İsrail ticari ilişkilerinin boyutu göz önüne alındığında, Ankara'nın bu yönde radikal bir adım atmasının önündeki ekonomik engeller de dikkate alınmalıdır. Yine de, bu tür çağrıların Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak Filistin meselesindeki ağırlığını artırabileceği söylenebilir.