İsrail Güvenlik Kabinesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze barış planı çerçevesinde Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) Gazze Şeridi'nde konuşlandırılmasını onayladı. İsrail basınında Pazar günü yer alan haberlere göre, İbranice yayınlanan Israel Hayom gazetesi, kabinenin bu kararı Trump yönetiminin önerdiği plan doğrultusunda aldığını bildirdi. Karar, ateşkesin kalıcılığını sağlamak ve bölgede istikrarı tesis etmek amacıyla uluslararası bir gücün devreye sokulmasını öngörüyor.
Uluslararası İstikrar Gücü'nün Görevi ve Kapsamı
Uluslararası İstikrar Gücü'nün, Gazze'deki ateşkesi izlemek, Hamas'ın yeniden silahlanmasını engellemek ve insani yardımların güvenli dağıtımını sağlamak gibi görevler üstlenmesi bekleniyor. Gücün bileşiminde ABD, Mısır ve bazı Avrupa ülkelerinin askeri personelinin yer alması öngörülüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Gazze'den çekilmesinin ardından bu gücün devreye girmesi planlanıyor. Ancak gücün tam yetki alanı, komuta yapısı ve görev süresi gibi kritik detaylar henüz netleşmiş değil. İsrail basınındaki haberlere göre, ISF'in ilk etapta Gazze'nin kuzeyinde konuşlanması ve daha sonra tüm bölgeye yayılması bekleniyor. Gücün, Filistin sivil polisiyle koordineli çalışması ve Hamas'ın silahlı kanadının tasfiyesine yönelik tedbirler alması da gündemde.
Trump'ın planı, Gazze'de kalıcı bir barış tesis etmek için uluslararası bir geçiş yönetimi ve güvenlik gücü kurulmasını içeriyor. Plan kapsamında, Gazze'nin yeniden inşası için büyük bir uluslararası fon oluşturulması ve bölgenin ekonomik olarak kalkındırılması hedefleniyor. Ancak planın hayata geçirilebilmesi için Hamas'ın silah bırakması ve Filistin yönetiminin Gazze'de kontrolü sağlaması gerekiyor. Bu koşulların sağlanıp sağlanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. İsrail hükümeti, uzun vadede kendi güvenlik kaygılarını giderecek bir düzenlemenin ancak uluslararası toplumun katılımıyla mümkün olabileceği görüşünde.
Bölgesel Tepkiler ve Uygulanabilirlik
Uluslararası İstikrar Gücü kararına bölgesel aktörlerin tepkileri farklılık gösteriyor. Mısır, gücün görevlendirilmesine prensipte destek verirken, Hamas'ın da dahil olduğu Filistinli gruplar, bunu işgalin devamı olarak nitelendiriyor ve reddediyor. İran ise bu adımı ABD'nin bölgeye müdahalesinin bir parçası olarak değerlendirip kınadı. Arap Birliği ise Filistin yönetiminin onayı olmadan atılacak adımlara karşı çıkıyor. Uzmanlar, bu gücün etkinliğinin büyük ölçüde tarafların işbirliğine bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Hamas'ın silah bırakma konusundaki tutumu ve Filistin yönetimi ile Hamas arasındaki uzlaşma sürecinin akıbeti, ISF'in başarısını belirleyecek ana faktörler arasında sayılıyor. Ayrıca gücün finansmanı, lojistik desteği ve asker sağlayan ülkelerin iç siyasi dinamikleri de göz önünde bulundurulması gereken hususlar.
Bölgesel güç dengeleri açısından bakıldığında, ISF'in konuşlandırılması, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme sürecini de etkileyebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Filistin meselesinde kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgesel istikrarın sağlanamayacağını vurguluyor. Bu bağlamda ISF, Trump'ın İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme çabalarının bir parçası olarak da görülüyor. Ancak uluslararası hukuk açısından, bir BM yetkisi olmadan atılan bu adımın tartışmalı olduğu ve Gazze'deki durumu daha da karmaşık hale getirebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'de kalıcı barışın sağlanması ve Filistinlilerin meşru haklarının korunması için uluslararası toplumun etkin rol oynamasını destekliyor. Ancak Türkiye, İsrail'in işgal politikalarını sona erdirmeden ve iki devletli çözüm çerçevesinde bağımsız Filistin devleti kurulmadan uygulanacak her türlü planın yetersiz kalacağını savunuyor. ISF'in, Filistin yönetiminin onayı olmadan ve BM kararlarından bağımsız şekilde hayata geçirilmesi, bölgedeki barış umutlarını zayıflatabilir. Türkiye'nin, bu süreçte Filistin halkının yanında yer alması ve bölgede istikrarın sağlanması için Mısır, Katar gibi ülkelerle işbirliği yapması bekleniyor. Ankara, Gazze'nin yeniden inşasında uluslararası fonlara katkı vermeye hazır olduğunu da ifade etmişti.