İsrail güvenlik kabinesinin Gazze Şeridi'ne sınırlı sayıda askeri güç gönderme kararı, uzmanlara göre Tel Aviv yönetiminin ABD'den gelen artan baskıyı hafifletmek ve bölgeyi parçalamak amacıyla yaptığı hesaplı bir manevra olarak değerlendiriliyor. Karar, Filistin topraklarında kalıcı bir işgal izlenimi vermeden, uluslararası kamuoyunu sakinleştirmeyi ve Gazze'nin kuzeyinde 'güvenli bölgeler' oluşturarak Hamas'ın kontrol alanını daraltmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in bu hamlesi, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Gazze'deki insani krize dair giderek artan endişelerini dile getirdiği ve askeri operasyonların kapsamına sınırlama getirilmesi çağrısında bulunduğu bir dönemde geldi. Washington, özellikle Refah kentine yönelik kapsamlı bir kara saldırısı planına açıkça karşı çıkarken, Tel Aviv'in bu kararı adeta bir jest olarak yorumlanıyor. Ancak analistler, bu adımın asıl amacının ABD'yi oyalayarak Gazze'nin kuzeyinde Hamas'ı zayıflatmak ve bölgenin kontrolünü ele geçirmek olduğunu ifade ediyor.
Karar, İsrail'in savaş kabinesinin uzun süren müzakerelerinin ardından alındı. Kaynaklara göre, sınırlı güç gönderme planı, Gazze Şeridi'ni ikiye bölecek ve kuzey bölgelerde yaşayan Filistinlilerin güneye göçünü teşvik edecek şekilde tasarlandı. Bu hamle, 7 Ekim'de başlayan ve hala devam eden çatışmaların ardından İsrail'in stratejisini yeniden şekillendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uzmanlara göre, İsrail'in bu kararı yalnızca ABD ile ilişkileri dengeleme amacı taşımıyor, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkiliyor. Gazze'nin bölünmesi, Filistin topraklarında iki ayrı yönetim oluşturabilir ve uzun vadede Filistin devleti hedefini daha da karmaşık hale getirebilir. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğundaki ateşkes müzakereleri sürerken, İsrail'in bu hamlesi, müzakere masasında elini güçlendirmeye yönelik bir adım olarak da değerlendiriliyor.
Bölgesel düzeyde, bu gelişme, İran ve Hizbullah'ın tepkisini çekebilir. İran, İsrail'in Gazze'deki askeri varlığını genişletmesini bölgede tansiyonu artıran bir faktör olarak görürken, Hizbullah'ın kuzey sınırında da çatışmalar devam ediyor. Bu durum, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaş riskini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin politikası açısından önem taşıyor. Ankara, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını şiddetle kınarken, uluslararası toplumda ateşkes çağrısında bulunuyordu. İsrail'in sınırlı güç gönderme kararı, Türkiye'nin bu tutumunu değiştirmeyecek olsa da, Gazze'nin bölünmesi ihtimali, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin sürdürülmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Katar ve Mısır ile yürüttüğü arabuluculuk çabalarını da etkileyebilir. Ankara, bölgede kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümü savunurken, İsrail'in bu tür hamleleri, Türkiye'nin bu prensibi güçlendirme çabalarını daha da önemli hale getiriyor.