İsrail Savunma Bakanlığı, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından ordu ve güvenlik güçlerine mensup yaklaşık 26 bin 200 kişinin tıbbi tedavi altına alındığını duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, tedavi görenlerin yüzde 65'inin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) başta olmak üzere psikolojik rahatsızlıklar yaşadığı belirtildi. Bu rakamlar, İsrail ordusunun Gazze'deki operasyonlarının askerler üzerinde yarattığı ağır psikolojik yükü gözler önüne seriyor.
Savaşın askerler üzerindeki psikolojik etkileri
İsrail Savunma Bakanlığı tarafından Perşembe günü yayımlanan verilere göre, tedavi gören askerlerin büyük çoğunluğu yedek kuvvetlerden oluşuyor. Savaşın ilk aylarında yoğun çatışmalara katılan binlerce yedek asker, cephe gerisinde psikolojik destek almaya başladı. Uzmanlar, özellikle Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yoğun kentsel çatışmaların, askerlerde kaygı bozukluğu, depresyon ve TSSB gibi sorunlara yol açtığını belirtiyor. İsrail ordusu, savaş boyunca 600'den fazla askerin hayatını kaybettiğini açıklamıştı; bu da ruhsal travmanın boyutunu artıran bir diğer faktör olarak değerlendiriliyor. Bakanlık, tedavi görenlerin yüzde 35'inin fiziksel yaralanmalar nedeniyle rehabilitasyon sürecinden geçtiğini, ancak en büyük grubun psikolojik rahatsızlıklar oluşturduğunu bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyutu
Gazze savaşı, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısıyla başlamış, İsrail ordusunun Gazze'ye kapsamlı kara harekatıyla devam etmişti. Çatışmalar, bölgede büyük bir insani krize yol açarken, İsrail ordusunun askeri kayıpları da savaşın İsrail toplumu üzerindeki derin etkisini ortaya koyuyor. Bu psikolojik tablo, savaşın sadece Filistinli siviller değil, İsrail askerleri için de ağır sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu durumun İsrail'in askeri kapasitesi ve moral motivasyonu üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor. Ayrıca, İsrail'de savaş karşıtı hareketlerin güçlenmesine ve kamuoyunun hükümetin savaş politikasını sorgulamasına neden olabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli ipuçları taşıyor. İsrail ordusundaki psikolojik yıpranma, ülkenin askeri caydırıcılık kapasitesini etkileyebilir ve bu da Doğu Akdeniz'deki güç dengesini değiştirebilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Kıbrıs meselesi gibi konularda İsrail ile rekabet halinde olduğundan, İsrail'in askeri zafiyeti dolaylı olarak Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ayrıca, savaşın psikolojik boyutu, Türkiye'nin Filistin politikası bağlamında kamuoyu oluşturmada kullanabileceği bir argüman olarak öne çıkıyor. Ancak, doğrudan bir etkiden çok, bölgesel konjektürdeki değişimlerin takip edilmesi gerekiyor.