İsrail'deki aşırı sağcı yerleşimci hareket, 'Büyük İsrail' vizyonu kapsamında gözünü Suriye'nin güneyine dikti. Örgütlü bir şekilde Golan Tepeleri'nin ötesinde, Suriye topraklarında yeni yerleşimler kurmayı hedefleyen gruplar, bölgesel gerilimi tırmandırma potansiyeli taşıyor. Middle East Eye'ın haberine göre, bu girişimler İsrail'in mevcut siyasi iklimi ve koalisyon hükümetindeki aşırı sağcı partilerin desteğiyle ivme kazanmış durumda.
Golan Tepeleri'nin ötesinde yeni bir yerleşim dalgası
İsrail'in 1967'de işgal ettiği ve 1981'de fiilen ilhak ettiği Golan Tepeleri, uluslararası hukuka göre Suriye toprağı olarak kabul ediliyor. Ancak İsrail'in yerleşimci hareketi, bu alanı 'Büyük İsrail'in bir parçası' olarak görüyor ve sınırın ötesine geçmeyi planlıyor. Haberde, yerleşimci grupların Suriye'nin güneyindeki Dera ve Kuneytra bölgelerine yönelik haritalar üzerinde çalıştığı ve potansiyel yerleşim alanlarını belirlediği belirtiliyor. Bu planlar, İsrail ordusunun ve istihbaratının da dolaylı desteğini alıyor; ancak resmi olarak hükümet politikası haline gelmiş değil.
Yerleşimci hareketin önde gelen isimlerinden Daniella Weiss, 'Büyük İsrail'in gerçekleşmesi için Suriye'deki fırsatları değerlendirmemiz gerekiyor' ifadelerini kullandı. Weiss, İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik boşluğunun yerleşimlerle doldurulması gerektiğini savunuyor. Bu tür açıklamalar, bölgede zaten kırılgan olan ateşkesin daha da zedelenmesine yol açabilir.
BM kararları ve uluslararası hukuk perspektifi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 497 sayılı kararları, İsrail'in Golan Tepeleri'nden çekilmesini ve işgalin sona ermesini öngörüyor. Uluslararası toplumun büyük çoğunluğu Golan'ı işgal altındaki Suriye toprağı olarak tanıyor. ABD'nin 2019'da Golan'ı İsrail toprağı olarak tanıması, yerleşimci hareketi cesaretlendiren bir adım oldu. Ancak Avrupa Birliği ve Arap Birliği başta olmak üzere birçok aktör, bu adımı kınadı ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti. Yerleşimci projenin Suriye'nin güneyine sıçraması, bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir ve yeni bir mülteci krizine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail yerleşimci hareketinin Suriye topraklarına yönelmesi, Türkiye'nin bölgedeki çıkarları açısından doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunan bir politika izliyor ve İsrail'in işgalci adımlarını uluslararası hukuka aykırı buluyor. Bu gelişme, Ankara ile Tel Aviv arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, İsrail'in güney Suriye'de kalıcı bir varlık kurması, Türkiye'nin desteklediği Suriye muhalefetinin kontrol ettiği bölgeleri de etkileyebilir ve bölgesel güç dengesini İsrail lehine değiştirebilir. Türkiye'nin bu konuda BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.