İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik düzenlediği hava saldırılarında ilk belirlemelere göre aralarında iki kadın ve bir çocuğun da bulunduğu en az dokuz Filistinli hayatını kaybetti. Saldırı, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kenti ile orta kesimlerindeki çeşitli noktalara eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, yaralanan çok sayıda kişi çevre hastanelere kaldırılırken, bölgedeki sağlık sistemi nedeniyle durumun kritik olduğu vurgulanıyor. Bu saldırı, Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e yönelik sürpriz saldırısının ardından başlayan ve yedi haftadır şiddetlenerek süren çatışmaların son halkası olarak kayda geçti.
Hücre yapılanmaları ve sivillere yönelik saldırılar
Görgü tanıkları, saldırılarda sivil yerleşim yerlerinin hedef alındığını belirtirken, İsrail ordusu ise Hamas militanlarının sivil binaları askeri amaçla kullandığını öne sürerek saldırıyı meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmaların başladığı günden bu yana Gazze'de en az 11 bin 500 kişi hayatını kaybetti; bu kayıpların yaklaşık yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Uluslararası toplum, sivillerin korunması ve insani ateşkes sağlanması yönündeki çağrılarda bulunsa da İsrail, Hamas'ın tamamen ortadan kaldırılması hedefi doğrultusunda operasyonlarını sürdürüyor. Ateşkes müzakereleri ise Katar ve Mısır arabuluculuğunda sürerken, insani yardımların Gazze'ye girişi hâlâ yetersiz düzeyde kalıyor.
Saldırının hemen ardından Han Yunus'taki Nasır Hastanesi'ne yoğun bir yaralı akını yaşandığı bildirildi. Yetkililer, hastanelerin elektrik ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle zor şartlarda mücadele verdiğini, özellikle yoğun bakım ünitelerinde kapasitenin dolduğunu aktarıyor. Sivil savunma ekipleri ise enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bölgedeki kaynaklar, ölü sayısının artma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel gerilime dönüşme riski
Bu son saldırı, çatışmaların sadece Gazze sınırlarını aşarak bölgesel bir savaşa dönüşme riskini beraberinde getiriyor. İsrail'in kuzey sınırında Hizbullah ile yaşanan çatışmalar giderek yoğunlaşırken, Kızıldeniz'de Yemen'deki Husi güçlerinin İsrail bağlantılı gemilere yönelik tehditleri de tırmanışta. İran'ın Hamas ve Hizbullah'a verdiği destek, bölgede yeni bir cephe açılması ihtimalini güçlendiriyor. Washington yönetimi, bölgeye gönderdiği ek askeri güçlerle müttefiki İsrail'in yanında olduğunu gösterirken, Çin ve Rusya ise ateşkes çağrılarını yineleyerek tansiyonun düşürülmesini istiyor. Bu gelişmeler, Gazze'deki insani krizin sadece Filistinlileri değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, saldırının ardından Filistin devletini ve Gazze halkını destekleyen açıklamalarını sürdürürken, bu durum Türk dış politikasında insani diplomasinin öne çıkmasını sağlıyor. Ankara'nın ateşkes çağrıları ve insani yardım girişimleri, bölgedeki nüfuzunu artırırken, Katar ile birlikte yürütülebilecek olası arabuluculuk çabaları Türkiye'yi daha aktif bir konuma taşıyabilir. Ayrıca, Gazze'deki krizin Doğu Akdeniz'deki enerji keşiflerine ve güvenlik dengelerine etkisi, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Bu nedenle, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini arttırarak kalıcı barış için uluslararası arenada daha fazla rol alması beklenebilir.