İsrail ordusunun Gazze Şehri'ne düzenlediği hava saldırısında en az altı Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. Saldırı, bölgede ateşkes sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların sonuçsuz kaldığı bir dönemde gerçekleşti. Filistinli sağlık yetkilileri, ölü sayısının artabileceği uyarısında bulunurken, İsrail ordusu operasyonun ayrıntılarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Gelişmenin arka planı
Son saldırı, Gazze'de yaklaşık bir yıldır devam eden çatışmaların en kanlı dönemlerinden birinde meydana geldi. İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik sürpriz saldırısıyla başlamış ve ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik geniş çaplı askeri operasyonlarıyla devam etmişti. O tarihten bu yana Gazze'de 40 binden fazla kişinin öldüğü, yaralı sayısının ise 100 bini aştığı belirtiliyor.
Ateşkes görüşmeleri, özellikle rehinelerin serbest bırakılması konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle defalarca kesintiye uğradı. Katar ve Mısır'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, taraflar arasındaki güven eksikliği ve kalıcı ateşkesin koşulları üzerindeki derin görüş ayrılıkları bir türlü aşılamadı. Uluslararası toplum, sivillerin korunması ve insani yardımların ulaştırılması çağrılarında bulunurken, İsrail yönetimi Hamas'ı ortadan kaldırmakta kararlı olduğunu yineliyor.
İnsani durum Gazze'de giderek kötüleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgede yaşayan 2.3 milyon kişinin büyük bir kısmı yerinden edilmiş durumda, temiz su ve gıda sıkıntısı çekiyor. Sağlık sistemi çökme noktasına gelmişken, bazı hastaneler kapasite üstüne hizmet vermeye çalışıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu saldırı, sadece Gazze'deki insani krizi derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. İran destekli Hizbullah'ın kuzey sınırında İsrail ile çatışmaları sürdürmesi, Lübnan sınırında da gerginliği artırıyor. Ayrıca, İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme görüşmeleri, savaş nedeniyle askıya alınmış durumda. ABD'nin bölgeye yönelik politikaları ise özellikle seçim yılında iç siyasetin gölgesinde kalıyor. Çin ve Rusya ise ateşkes çağrılarında bulunurken, BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararların uygulanması noktasında etkili olamıyorlar.
Analistler, Gazze'deki durumun sadece Filistin-İsrail meselesi olmadığını, Orta Doğu'daki güç dengesini de etkileyen bir kırılma noktası olduğunu vurguluyor. İsrail'in saldırılarını sürdürmesi, bölgede İran yanlısı grupların daha fazla mevzilenmesine yol açabilir. Öte yandan, uluslararası kamuoyunun artan baskısı, İsrail'i müzakere masasına zorlayabilir. Ancak, mevcut konjonktürde kalıcı bir çözümün hızla bulunması pek olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki saldırıları yakından izleyen ve Filistin davasına verdiği desteği sürekli dile getiren ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail yönetimine yönelik sert eleştirileri, Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırmaya yönelik bir araç olarak da okunabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin diplomatik inisiyatiflerini hızlandırmasına ve insani yardım faaliyetlerini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik çıkarları açısından da Gazze'deki istikrarsızlık önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve Katar, Mısır ile işbirliği, çözüm sürecinde kilit rol oynayabilir.