Birleşmiş Milletler (BM), Gazze Şeridi'ndeki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 3'ünün erişilebilir durumda olduğunu ve çatışmalardan hasar görmediğini açıkladı. Bu oran, bölgedeki gıda güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne sererken, 2 milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı bölgede insani yardım çabalarını da ciddi şekilde sekteye uğratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
BM Uydu Merkezi (UNOSAT) tarafından yapılan analizlere göre, Gazze'deki tarım arazilerinin büyük bölümü İsrail'in bombardımanları ve askeri operasyonları nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Raporda, özellikle kuzey Gazze'deki bazı bölgelerde tarım arazilerinin tamamen yok olduğu, güneydeki Refah ve Han Yunus'ta ise ciddi hasarın olduğu belirtiliyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, çatışmaların başladığı Ekim 2023'ten bu yana tarım sektöründeki kayıpların 1 milyar doları aştığı tahmin ediliyor.
Uzmanlar, Gazze'deki toprakların verimliliğinin ciddi şekilde düştüğünü, tuzluluk oranının arttığını ve su kaynaklarının kirlendiğini ifade ediyor. Bu durum, bölgede uzun vadeli bir gıda krizine işaret ediyor. BM Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze'de nüfusun yaklaşık yüzde 80'inin gıda yardımına bağımlı olduğunu ve kıtlık riskinin her geçen gün arttığını vurguluyor.
Ayrıca, tarım arazilerine erişimdeki kısıtlamalar, İsrail güçlerinin güvenlik gerekçesiyle uyguladığı tampon bölgeler ve askeri yasaklar nedeniyle daha da derinleşiyor. Çiftçiler, kendi topraklarına yaklaşmanın bile yasak olduğu bölgelerde üretim yapamaz durumda. Bu durum, yerel halkın geçim kaynaklarını kaybetmesine ve insani yardıma olan bağımlılığın artmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki tarımsal çöküş, sadece bölgesel bir kriz olmanın ötesinde küresel gıda güvenliği açısından da endişe verici. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze'deki insani durumun 'felaket boyutuna' ulaştığını ve acil müdahale olmadan kıtlığın kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler, artan mülteci akını ve gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle ekonomik baskı altında.
Uluslararası toplumun Gazze'ye yönelik yardım çağrılarına rağmen, yardım konvoylarının geçişine izin veren sınır kapılarının yetersizliği ve güvenlik riskleri, insani yardımların ulaştırılmasını engelliyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'deki durumu 'insanlığın en karanlık saatlerinden biri' olarak nitelendirirken, acil ateşkes çağrısını yineliyor.
Bölgesel güçlerin ve uluslararası aktörlerin tutumu, Gazze'deki krizin çözümünde kilit rol oynuyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk girişimleri sürerken, ABD'nin İsrail'e verdiği askeri destek, Filistinliler arasında derin bir güvensizlik yaratıyor. Uzmanlar, kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm sağlanmadığı sürece Gazze'deki tarım arazilerinin yeniden işlenebilir hale gelmesinin yıllar alabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde Gazze'deki insani krize kayıtsız kalmıyor. Ankara, Birleşmiş Milletler nezdinde yaptığı açıklamalarda ateşkes çağrısını yinelerken, insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yardım ulaştırmaya çalışıyor. Ancak tarım arazilerinin bu denli tahrip olması, Türk iş dünyasının ve STK'ların Gazze'deki potansiyel yeniden imar projelerini de etkileyecek. Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu kullanarak tarafları müzakereye ikna etmesi ve kalıcı bir çözüm için arabuluculuk rolünü güçlendirmesi bekleniyor. Bu durum, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki jeopolitik dengeleri de etkileyen bir faktör olarak önemini koruyor.