İsrail yönetimi, Batı Şeria'daki Filistin ekonomisi üzerindeki mali baskıyı her geçen gün artırıyor. Uygulanan yeni kısıtlamalar, bölgenin ticaretinden bankacılık işlemlerine, vergi tahsilatından yatırımlara kadar her alanı etkisi altına almış durumda. Bu gelişmeler, Filistin Yönetimi'nin (PA) mali sürdürülebilirliğine ilişkin ciddi endişeleri de beraberinde getiriyor. Ekonomik uzmanlar, mevcut gidişatın devam etmesi hâlinde Filistin Yönetimi'nin önümüzdeki aylarda temel kamu hizmetlerini bile finanse edemez hâle gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Batı Şeria Ekonomisi Üzerindeki Artan Baskı
İsrail'in Batı Şeria'ya yönelik mali kısıtlamaları, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından belirgin şekilde yoğunlaştı. İsrail hükümeti, Filistin yönetimine aktarılması gereken vergi gelirlerini (maqasa) düzenli olarak kesiyor veya geciktiriyor. Bu gelirler, Filistin bütçesinin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Dünya Bankası verilerine göre, 2023 yılı sonundan bu yana Filistin Yönetimi'ne aktarılmayan fon miktarı 1,4 milyar doları aşmış durumda.
Bunun yanı sıra İsrail, Batı Şeria'daki Filistin bankalarına yönelik baskılarını da artırdı. Özellikle, Filistin bankalarının İsrail bankalarıyla olan muhabir bankacılık ilişkileri hedef alınıyor. İsrail Merkez Bankası, bu ilişkileri sınırlayan düzenlemeleri sıkılaştırırken, bazı İsrail bankalarının Filistin bankalarıyla çalışmayı tamamen durdurma ihtimali gündemde. Bu durum, Batı Şeria'da iş yapan binlerce Filistinli işletmenin uluslararası ticaret yapmasını ve hatta maaş ödemelerini dahi zorlaştırıyor.
Batı Şeria'daki ticaret hacmi, İsrail'in uyguladığı yeni gümrük tarifeleri ve giriş-çıkış kısıtlamaları nedeniyle ciddi daralma yaşıyor. Filistin İstatistik Bürosu verilerine göre, 2024 yılında Batı Şeria'nın ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 30 oranında azaldı. İthalat ise yüzde 25 geriledi. İsrail ayrıca, Batı Şeria'daki bazı tarım ürünlerinin ve tekstil ürünlerinin İsrail pazarlarına girişine geçici yasaklar getirdi. Bu yasaklar, özellikle küçük ölçekli Filistinli üreticileri olumsuz etkiliyor.
Filistin Yönetimi'nin Mali Krizi ve Bölgesel Etkileri
Filistin Yönetimi, mali krizle başa çıkabilmek için kamu harcamalarını kısmak zorunda kaldı. 2024 yılından bu yana Filistinli memurların maaşları düzenli olarak yüzde 50-70 oranında eksik ödeniyor. Filistin Yönetimi ayrıca, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel kamu hizmetlerindeki bütçe kesintilerini artırdı. Dünya Bankası ve IMF, Filistin ekonomisinin 2024 yılında yüzde 20'ye yakın küçüldüğünü tahmin ediyor. İşsizlik oranı Batı Şeria'da yüzde 35'i aşmış durumda.
Uzmanlara göre, bu ekonomik çöküş Filistin Yönetimi'nin otoritesini ciddi şekilde zayıflatıyor ve bölgede istikrarsızlık riskini artırıyor. Filistin Yönetimi'nin mali olarak çökmesi, Batı Şeria'da güvenlik boşluğuna yol açabilir; bu da İsrail'in kendi güvenlik çıkarlarını doğrudan tehdit edebilir. Ayrıca, bölgesel düzeyde Ürdün ve Mısır gibi ülkeler, Filistin ekonomisinde yaşanacak bir çöküşün bölgesel istikrarsızlık yaratabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle, İsrail'in mali kısıtlamalarına karşı uluslararası toplumdan giderek artan bir baskı oluşuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği diplomatik desteği daha da önemli hâle getiriyor. Türkiye, Filistin Yönetimi'ne mali ve insani yardımlarını sürdürürken, İsrail'in kısıtlamalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Ancak Türkiye'nin bu konudaki etkisi, İsrail ile ticari ilişkilerinin devam etmesi nedeniyle sınırlı kalıyor. Batı Şeria'nın ekonomik çöküşü, bölgede kalıcı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Türkiye'nin, bölgesel aktörler ve uluslararası kuruluşlarla koordineli bir şekilde hareket ederek, Filistin ekonomisinin ayakta kalması için daha güçlü bir inisiyatif alması beklenebilir.