İran'ın üst düzey müzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf, ülkenin resmi medyasında Salı günü yayımlanan açıklamalarında, Hürmüz Boğazı'nın ABD'nin Haziran ayında imzalanan ara anlaşmanın koşullarını yerine getirene kadar kapalı kalacağını söyledi. Bu açıklama, küresel petrol tedarikinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolunda gerilimi yeniden tırmandırdı.
Anlaşmanın koşulları ve tarafların tutumu
Galibaf'ın devlet medyasında yer alan ifadelerine göre, bu koşullar arasında İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve İran petrolünün ihracatına yönelik yaptırımların hafifletilmesi yer alıyor. İranlı yetkili, ABD'nin bu taahhütleri yerine getirmemesi halinde boğazın kapalı kalacağını vurguladı. Öte yandan, ABD tarafından yapılan resmi bir açıklama bulunmazken, Washington'un önceki yönetimlerdeki sert tutumunun aksine son dönemde dolaylı müzakerelere sıcak baktığı biliniyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ve Almanya'nın (P5+1) İran ile yürüttüğü müzakerelerde, tarafların uzun süredir üzerinde anlaşmaya varamadığı konuların başında uranyum zenginleştirme programı ve yaptırımlar geliyor. Haziran ayında imzalanan ara anlaşma, bu müzakerelerde bir ilerleme olarak değerlendirilmişti; ancak uygulanması konusundaki belirsizlik, bölgedeki gerginliği artırıyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, yalnızca İran'ın enerji ihracatını değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkelerinin petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatını da doğrudan etkileyecek bir hamle olur. Uzmanlar, böyle bir durumun küresel enerji fiyatlarında keskin bir artışa ve dünya ekonomisinde yeni bir krize yol açabileceği konusunda uyarıyor.
ABD Merkez Konseyi (CENTCOM) komutanları, daha önce yaptıkları açıklamalarda, boğazın tıkanmasının kabul edilemez olduğunu ve gerekli tüm önlemlerin alınacağını belirtmişti. İran'ın son açıklamaları, olası bir askeri çatışma riskini de gündeme getiriyor. Bölgede artan bu gerginlik, küresel deniz ticaret rotaları ve uluslararası enerji güvenliği açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kapanma, Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir bölümünü oluşturan Orta Doğu ve Hazar bölgesinden yapılan sevkiyatları olumsuz etkileyebilir. Türkiye, enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla alternatif güzergahlar üzerinde çalışıyor olsa da, kısa vadede bu boğazın kritik rolü sürüyor. Ayrıca, bölgede tırmanacak bir kriz, Türkiye'nin güvenliğini ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyebilir; bu nedenle Ankara'nın hem İran hem de ABD ile diplomatik kanallarını açık tutması ve krizin yatıştırılması için arabuluculuk çabaları önem taşıyor.