Los Angeles merkezli ünlü magazin dergisi Page Six Hollywood, geçtiğimiz günlerde çarpıcı bir manşetle çıktı: “Hollywood'da İsrail Yanlısı ve Filistin Yanlısı Gruplar Arasında Açık Mektup Savaşı Patladı.” Sadece birkaç yıl önce böyle bir başlık hayal bile edilemezdi. Makale, eğlence dünyasında giderek açık hale gelen bir mücadeleyi anlatıyordu. Bu gelişme, İsrail'in küresel kültürel sahnedeki hâkimiyetinin sorgulandığı ve Filistin meselesinin ana akım söyleme yerleştiği yeni bir döneme işaret ediyor.
Kültürel Cephede Açık Mektup Savaşı
Son haftalarda Hollywood'da bir dizi ünlü isim, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını protesto eden açık mektuplara imza attı. Bu mektuplarda, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği ve Filistinlilere yönelik sistematik baskı uyguladığı vurgulanıyor. Karşı cephede ise İsrail yanlısı gruplar, benzer şekilde açık mektuplarla karşılık vererek İsrail'in kendini savunma hakkını savunuyor ve antisemitizm suçlamalarını gündeme getiriyor. Page Six'e göre, bu mektup savaşı, Hollywood'un geleneksel olarak İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin artık sorgulandığını gösteriyor.
Bu kamplaşmanın en dikkat çekici isimlerinden biri de ünlü rapçi Macklemore. Geçtiğimiz aylarda Filistin'e destek veren bir konser düzenleyen ve sahnesinde “Filistin'e özgürlük” mesajı veren Macklemore, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Sanatçı, yalnızca bir müzisyen olarak değil, aynı zamanda küresel bir kültürel figür olarak Filistin davasını savunuyor. Macklemore'un bu tavrı, özellikle genç nesiller arasında Filistin'e yönelik sempatiyi artırıyor ve ana akım medyada daha önce tabu sayılan bir konunun tartışılmasını sağlıyor.
Hollywood'daki bu kültürel savaş, sadece bir ülkenin kamuoyuyla sınırlı değil. Dünya genelinde sanatçılar, akademisyenler ve aktivistler, İsrail'in politikalarına karşı seslerini yükseltiyor. Özellikle 2021'deki Gazze saldırılarından bu yana, Filistin yanlısı hareketin ivme kazandığı görülüyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası alandaki meşruiyetini ve “yumuşak gücünü” zayıflatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu'da İsrail'in en büyük destekçisi olan ABD'de bile kamuoyu yavaş yavaş değişiyor. Son anketler, özellikle genç Amerikalılar arasında Filistin'e sempatinin arttığını gösteriyor. Bu değişim, ABD'nin İsrail politikasında da yansımalarını buluyor; Kongre'de İsrail'e yapılan askeri yardımların koşullandırılması yönünde çağrılar yükseliyor. Ancak Beyaz Saray ve her iki partinin liderleri hâlâ İsrail'e güçlü destek veriyor.
Kültürel alandaki bu kırılma, İsrail'in “Hasbara” (açıklama) çabalarının etkisiz kaldığını gösteriyor. İsrail, yıllardır Hollywood ve medya üzerinden imajını düzeltmeye çalışıyordu. Ancak sosyal medya ve bağımsız medyanın yükselişi, bu çabaları boşa çıkarıyor. Macklemore gibi sanatçıların sesi, devlet destekli propagandadan daha etkili olabiliyor.
Öte yandan, Filistin yanlısı hareketin yükselişi, İsrail'in bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilerini de etkiliyor. Son yıllarda İsrail, bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyordu (Abraham Accords). Ancak Filistin meselesinin yeniden gündeme gelmesi, bu normalleşme sürecini sekteye uğratabilir. Özellikle Ürdün, Mısır ve Körfez ülkeleri, kendi kamuoylarındaki Filistin hassasiyetini göz ardı edemiyor.
Küresel düzeyde ise, İsrail'in “apartheid” olarak nitelendirilmesi yönündeki söylem giderek güçleniyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların raporları, bu suçlamaları belgeliyor. Kültürel boykut hareketleri (BDS) de bu söylemi besliyor. Hollywood'daki açık mektup savaşı, bu küresel eğilimin bir yansıması olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesini uzun yıllardır dış politikasının merkezine yerleştirmiş bir ülke. Hollywood'daki bu kültürel kırılma, Türkiye'nin uluslararası alanda Filistin konusundaki tezlerini güçlendirebilir. Batı kamuoyunda artan Filistin sempatisi, Türkiye'nin diplomatik çabalarına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, İsrail'in kültürel hegemonyasının sarsılması, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırma fırsatı sunabilir. Ancak Türkiye'nin kendi içindeki kutuplaşma ve ekonomik sorunlar, bu fırsatı ne ölçüde kullanabileceğini belirleyecek. Yine de kültürel alandaki bu değişim, Türkiye'nin Filistin davasındaki diplomatik pozisyonunu destekler nitelikte.