İsrail makamları, Doğu Kudüs'te bulunan bir Birleşmiş Milletler tesisine el koyarak burayı kalıcı olarak kapatma kararı aldıklarını açıkladı. Bu hamle, İsrail ile BM arasında yeni bir krize yol açtı. İsrail'in bu adımı, uluslararası hukuka aykırı bulunarak BM ve birçok ülke tarafından kınandı. Olay, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Gelişmenin arka planı
İsrail güvenlik güçleri, sabah saatlerinde Doğu Kudüs'teki BM Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir tesise operasyon düzenledi. Tesis, UNRWA'nın bölgedeki insani yardım faaliyetleri için kullandığı bir merkez olarak biliniyor. İsrail yönetimi, tesisin 'güvenlik gerekçeleriyle' kapatılacağını ve bu kararın geri alınmayacağını duyurdu.
BM Genel Sekreteri António Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in bu kararını 'uluslararası hukukun açık bir ihlali' olarak nitelendirdi ve tüm üye ülkeleri İsrail'e karşı harekete geçmeye çağırdı. UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini ise, tesisin kapatılmasının binlerce Filistinli mülteciye sağlanan temel hizmetleri aksatacağını belirterek, İsrail'in bu kararından vazgeçmesini istedi.
İsrail hükümetinden yapılan açıklamada ise, UNRWA'nın 'tarafsızlık ilkesini ihlal ettiği' ve 'Hamas'la iş birliği yaptığı' iddia edildi. Bu iddialar, BM tarafından defalarca reddedilmişti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce de UNRWA'nın kapatılması gerektiğini savunmuş ve ajansın faaliyetlerini sınırlandırmak için yasal düzenlemeler hazırlamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, İsrail ile BM arasındaki ilişkilerin son dönemde yaşanan en ciddi krizlerinden biri olarak değerlendiriliyor. İsrail, daha önce de Doğu Kudüs'teki bazı BM tesislerini 'terör faaliyetleri' gerekçesiyle kapatmış, ancak bu kadar kapsamlı bir el koyma işlemi ilk kez yaşanıyor.
Bölgesel düzlemde, Filistin yönetimi ve Arap ülkeleri İsrail'in bu kararını şiddetle kınadı. Filistin Devlet Başkanlığı sözcüsü Nabil Abu Rudeineh, 'Bu, uluslararası hukukun ve BM kararlarının açık bir ihlalidir. İsrail, işgal altındaki topraklarda hukuk tanımaz bir tutum sergiliyor' dedi. Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün de benzer açıklamalarla İsrail'i kınadı.
ABD yönetiminden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Biden yönetiminin İsrail'e verdiği desteğin sürmesi, BM cephesinde hayal kırıklığı yaratıyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'İsrail'in bu tutumu kabul edilemez. BM tesisleri uluslararası koruma altındadır ve dokunulmazlıkları vardır' ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasının en güçlü destekçilerinden biri olmuştur. Bu olay, Türkiye'nin BM nezdinde ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bünyesinde İsrail'e karşı daha aktif bir diplomatik girişim başlatmasına zemin hazırlayabilir. Ankara, daha önce de Kudüs'ün statüsü konusunda net bir duruş sergilemiş, İsrail'in işgal politikalarını kınamıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin hem BM Genel Kurulu'nda hem de bölgesel platformlarda İsrail aleyhine kararlar çıkarmak için harekete geçmesini gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin UNRWA'ya yaptığı mali katkılar ve Filistinli mültecilere desteği, bu krizin Türk dış politikasının gündeminde üst sıralara çıkmasına neden olabilir.