İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) eski Başsavcısı Kerim Han'ın görevden alınmasının ardından, Başbakan Binyamin Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama emrinin iptal edilmesi gerektiğini savundu. Sa'ar, bu adımın uluslararası hukukun siyasallaşmasına karşı bir duruş olduğunu ve İsrail'in uluslararası alanda haklı mücadelesinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Bu gelişme, UCM'nin geçen yıl Netanyahu hakkında Gazze'deki operasyonlar nedeniyle savaş suçu işlediği gerekçesiyle verdiği tutuklama kararına yönelik İsrail'in tepkilerini tırmandırıyor.
Gelişmenin Arka Planı
UCM, 21 Kasım 2024'te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında, 7 Ekim 2023 sonrası Gazze'de gerçekleştirilen askeri operasyonlarda savaş suçları işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri çıkarmıştı. Mahkeme, özellikle sivillere yönelik saldırılar, insani yardımın engellenmesi ve orantısız güç kullanımı gibi suçlamalarda bulunmuştu. Karar, İsrail ve ABD tarafından sert şekilde eleştirilirken, birçok Avrupa ülkesi ve uluslararası toplum tarafından desteklenmişti.
Kerim Han'ın görevden alınması, UCM'nin bağımsızlığına gölge düşürdüğü gerekçesiyle uluslararası hukuk çevrelerinde tartışma yarattı. Han'ın yerine atanan yeni başsavcı, İsrail hükümeti tarafından daha ılımlı olarak değerlendiriliyor. İsrail Dışişleri Bakanı Sa'ar, yaptığı açıklamada "UCM'nin kararları siyasi saiklerle değil, hukuki gerçeklere dayanmalıdır. Han'ın döneminde verilen bu karar, mahkemenin siyasallaşmasının bir örneğiydi. Yeni yönetimle birlikte bu kararın gözden geçirilmesini bekliyoruz" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İsrail ile UCM arasındaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri, kararın kaldırılması talebini "uluslararası hukukun çöküşü" olarak nitelendirdi. Filistin Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in baskısı sonucu UCM'nin kararından geri adım atması, Gazze'de işlenen savaş suçlarının cezasız kalmasına yol açacaktır" ifadelerini kullandı. Öte yandan, ABD yönetimi İsrail'in bu talebine destek vererek, UCM'nin yetkisini sorguladı.
Uzmanlara göre, bu durum uluslararası hukukun güvenilirliğini zedeleyebilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin aldığı kararların, siyasi baskılar nedeniyle gözden geçirilmesi, mahkemenin kuruluş amacına aykırı. London School of Economics'ten uluslararası hukuk profesörü David Keen, "Bu, UCM'nin bağımsızlığına yönelik en büyük tehditlerden biri. Eğer tutuklama emri iptal edilirse, bu, dünya genelinde savaş suçlarıyla mücadele çabalarına ağır bir darbe vuracaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize yönelik sert eleştirileriyle biliniyor ve daha önce İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurgulamıştı. UCM'nin kararını destekleyen Ankara, bu gelişmenin uluslararası hukukun güvenilirliğini sarsabileceğini düşünüyor. Türkiye'nin, Filistin davasına verdiği destek çerçevesinde, olası bir iptal kararını bölgesel istikrar açısından olumsuz değerlendireceği öngörülüyor. Ayrıca, Türkiye'nin UCM'ye taraf olmamasına rağmen, uluslararası yargı mekanizmalarının etkinliğinin korunması gerektiğine inandığı biliniyor. Bu bağlamda, gelişmenin Türkiye-İsrail ilişkilerindeki mevcut gerginliği daha da derinleştirme potansiyeli bulunuyor.