İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 2016 yılında işgal altındaki Batı Şeria'da yaralı bir Filistinli saldırganı öldüren asker Elor Azaria'yı affetti. 2017'de adam öldürmekten mahkum edilen Azaria'nın cezası, yıllardır ülkeyi bölen bir tartışmanın odağındaydı. Affetme kararı, İsrail ordusunun etik standartları ve Filistinlilere yönelik muamele konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olayın Geçmişi ve Dava Süreci
Mart 2016'da Hebron kentinde iki Filistinli saldırgan, bir İsrail askerini bıçakla yaraladı. Saldırganlardan biri, 21 yaşındaki Abdülfettah eş-Şerif, olay yerinde vurularak etkisiz hale getirildi ve ağır yaralandı. Ordu doktoru olan Elor Azaria, yerde hareketsiz yatan saldırganın başına bir el ateş ederek öldürdü. Olay, İsrail askerlerinin cep telefonu kameralarıyla kaydedildi ve görüntüler hızla yayıldı. Azaria, askeri mahkemede yargılandı ve 2017'de kasten adam öldürmekten 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezası daha sonra askeri mahkeme tarafından 14 aya indirildi. Azaria, cezaevinde 9 ay yattıktan sonra 2018'de şartlı tahliye ile serbest bırakıldı.
Dava, İsrail toplumunda derin bir ayrışma yarattı. Sağcı siyasetçiler ve Azaria'nın ailesi, askerin terörist bir saldırgana karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını savundu. Sol görüşlüler ve insan hakları örgütleri ise bunun bir infaz olduğunu, İsrail ordusunun etik değerlerini sarstığını belirtti. Dönemin Başbakanı Benjamin Netanyahu ve birçok kabine üyesi, Azaria'nın affedilmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak o dönemki Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, affetme yetkisini kullanmamıştı. Azaria, 2020'de Yüksek Mahkeme'ye başvurmuş ancak sonuç alamamıştı.
Affın Hukuki ve Siyasi Boyutu
İsrail Cumhurbaşkanı'nın affetme yetkisi, yasal olarak geniş takdir hakkına sahiptir ancak genellikle Adalet Bakanlığı'nın görüşü alınır. Cumhurbaşkanı Herzog'un ofisinden yapılan açıklamada, affın "olağanüstü durumlar" göz önünde bulundurularak verildiği belirtildi. Açıklamada, Azaria'nın suçunu kabul ettiği ve pişmanlık duyduğu ifade edildi. Ancak karar, insan hakları örgütleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Uluslararası Af Örgütü, affın "Filistinlilere yönelik cezasızlık kültürünü güçlendirdiğini" söyledi. Filistin yönetimi ise kararı "adaletin yok sayılması" olarak nitelendirdi.
Affın zamanlaması dikkat çekici. İsrail'de son aylarda artan gerilim ve Batı Şeria'daki çatışmalar göz önüne alındığında, bu kararın sağcı tabana bir mesaj olduğu yorumları yapılıyor. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Herzog'un görev süresi boyunca iç siyasi dengeleri gözetmeye çalıştığı biliniyor. Karar, İsrail ordusunun operasyonel etiği konusundaki uluslararası eleştirileri de beraberinde getirebilir.
Bölgesel ve Uluslararası Yansımalar
İsrail-Filistin çatışması, yıllardır uluslararası toplumun gündeminde. Bu tür affetme kararları, İsrail'in uluslararası imajını olumsuz etkileyebilir. Özellikle Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, daha önce benzer olaylarda İsrail'i eleştirmişti. ABD yönetimi ise genellikle İsrail'in iç hukukuna saygı duyduğunu belirtirken, insan hakları ihlalleri konusunda sessiz kalabiliyor. Ancak son yıllarda ABD'de de İsrail'e yönelik eleştiriler artmış durumda.
Batı Şeria'daki gerilim, 2023'ten bu yana daha da tırmandı. İsrail ordusunun sık sık düzenlediği operasyonlar ve yerleşimci şiddeti, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Azaria'nın affedılması, Filistinliler arasında öfkeye yol açabilir ve yeni protesto dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, bu karar İsrail askerlerine "yanlış yaptıklarında korunacakları" mesajı verebilir ve askeri disiplini zayıflatabilir.
Öte yandan, İsrail iç siyasetinde bu karar, hükümetin sağcı koalisyon ortaklarını memnun edebilir. Ancak muhalefet, kararı "hukukun üstünlüğüne darbe" olarak nitelendirdi. İsrail basınında, affın Cumhurbaşkanı Herzog'un tarafsızlığına gölge düşürdüğü yönünde yorumlar yer aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında uzun süredir Filistin'in yanında yer alıyor ve İsrail'in askeri operasyonlarını sert bir şekilde eleştiriyor. Azaria'nın affedılması, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkaran bir gelişme olarak görülebilir. Türk dış politikası açısından bu karar, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği ve cezasızlık politikası izlediği yönündeki söylemi güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede Filistin davasına verdiği desteği pekiştirebilir. Ancak, Türkiye-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan normalleşme süreci göz önüne alındığında, bu tür olayların ikili ilişkileri yeniden gerebileceği unutulmamalı. Kamuoyunda ise affetme kararı, İsrail'e yönelik tepkileri artırabilir ve Filistin'e destek gösterilerine yol açabilir.