Almanya'nın aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Pazar günü Berlin'de yapılacak eyalet seçimleri öncesinde, daha önce yaklaşmayı dahi düşünmediği mahallelerde kampanya yürütüyor. Bu durum, sol eğilimli başkentte dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. AfD, göçmen karşıtı söylemi ve İslam eleştirisiyle biliniyor; ancak son dönemde özellikle pandemi sonrası ekonomik sıkıntılar, enerji krizi ve göçmen akınına yönelik artan tepkiler sayesinde anketlerde yükselişte. Berlin gibi kozmopolit bir şehirde bile yüzde 10'un üzerinde oy alabileceği tahmin ediliyor.
Almanya'da aşırı sağın yükselişi ve Berlin istisnası
AfD, 2013 yılında Avrupa Birliği karşıtı bir hareket olarak kuruldu; ancak 2015'teki göçmen kriziyle birlikte göçmen karşıtı bir çizgiye kaydı. Özellikle Doğu Almanya eyaletlerinde güçlü bir tabana sahip olan parti, batıdaki büyük şehirlerde ve Berlin'de geleneksel olarak zayıftı. Berlin, uzun yıllar sol partilerin (SPD, Die Linke, Yeşiller) kalesi olarak görüldü. Ancak son seçimlerde AfD, Berlin'de de oy oranını artırdı. 2021 federal seçimlerinde Berlin'de yüzde 8, 2023 eyalet seçimlerinde ise yüzde 9,1 oy aldı. Bu seçimde yüzde 12'yi aşması bekleniyor. Parti, özellikle Marzahn-Hellersdorf, Treptow-Köpenick ve Spandau gibi göçmen nüfusun yoğun olduğu ancak aynı zamanda yoksulluk ve işsizliğin yüksek olduğu ilçelerde yoğunlaşıyor. AfD'nin Berlin teşkilatı, "gerçek Berlinliler" söylemiyle kentin sorunlarına çözüm ürettiklerini iddia ediyor. Ancak parti, aynı zamanda radikal sağ gruplarla bağlantıları ve anayasa karşıtı eylemleri nedeniyle ülke çapında takip altında.
Seçim kampanyasında öne çıkan temalar
AfD'nin Berlin kampanyasında öne çıkardığı konular arasında artan kira fiyatları, göçmen suçları, enerji maliyetleri ve pandemi sonrası ekonomik toparlanma yer alıyor. Parti, özellikle Ukraynalı mültecilere yönelik yardımları eleştiriyor ve "Almanya'nın kendi vatandaşlarına öncelik verilmesi" gerektiğini savunuyor. Berlin'de son yıllarda artan kira ve yaşam maliyetleri, özellikle dar gelirli kesimlerde hoşnutsuzluğa yol açtı. AfD, bu hoşnutsuzluğu kullanarak geleneksel olarak sol partilere oy veren seçmenleri kazanmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, AfD'nin Berlin'deki etkisinin sınırlı kalacağını, zira kentin göçmen kökenli nüfusunun yüksek olduğunu ve bu kesimin partiye mesafeli durduğunu belirtiyor. Yine de anketler, AfD'nin başkentte de yükselişte olduğunu gösteriyor. Pazar günkü seçim, sadece Berlin'in siyasi geleceği için değil, aynı zamanda Almanya'da aşırı sağın ne kadar normalleştiğinin bir göstergesi olarak da önem taşıyor.
Berlin'deki seçim sonuçlarının Avrupa'ya olası etkileri
Berlin eyalet seçimleri, Almanya'nın genel siyasi atmosferi hakkında önemli ipuçları veriyor. AfD'nin başkentte elde edeceği oy oranı, partinin ulusal düzeyde ne kadar kabul gördüğünün bir yansıması olacak. Almanya'da son anketler, AfD'nin ülke genelinde yüzde 20 civarında destek bulduğunu gösteriyor. Bu durum, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükseliş trendiyle uyumlu. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI), Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) gibi partiler son seçimlerde önemli başarılar elde etti. Berlin gibi liberal bir kentte bile AfD'nin oy oranını artırması, Avrupa'da göçmen karşıtı ve milliyetçi söylemin ana akımlaştığının bir işareti olarak yorumlanıyor. Öte yandan, Almanya'nın ekonomik lokomotif olduğu Avrupa Birliği'nde, aşırı sağın güçlenmesi, AB'nin göç politikası, iklim politikası ve Ukrayna'ya destek gibi konularda iç siyasi baskıları artırabilir. Özellikle 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde bu tür yerel seçimler, genel eğilimleri göstermesi açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi birkaç açıdan ilgilendiriyor. Öncelikle, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan bulunuyor. AfD'nin göçmen karşıtı söylemi ve İslam eleştirisi, bu toplumu doğrudan hedef alıyor. Partinin güçlenmesi, Türk toplumunun sosyal ve siyasi haklarını tehdit edebilir. Ayrıca, AfD'nin Türkiye'nin AB üyelik sürecine karşı olduğu biliniyor. Almanya'nın AB içindeki ağırlığı düşünüldüğünde, AfD'nin yükselişi Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, AfD'nin Rusya'ya yakın tutumu ve Ukrayna'ya desteği sorgulaması, NATO içindeki uyumu da zayıflatabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak Almanya'daki siyasi istikrarsızlıktan endişe duyabilir. Sonuç olarak, Berlin seçimleri, Türkiye'nin Avrupa'daki diasporası ve dış politika dengeleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme.