İskoçya Parlamentosu'nda milletvekillerinin İsrail'e ve soykırıma ortaklık eden şirketlere yönelik tam boykot çağrısını oybirliğiyle kabul etmesinin üzerinden bir yıl geçti. Filistin yanlısı gruplar, İskoç hükümetinin bu kararı uygulamaya koymadığını belirterek İskoç Ulusal Partisi'ni (SNP) sert bir dille eleştirdi. İskoç Filistin Topluluğu ve Filistin için İskoçya adlı sivil toplum kuruluşları, yaptıkları ortak açıklamada, SNP'nin tutumunu 'İskoçya tarihinde utanç verici bir bölüm' olarak nitelendirdi.
Boykot Kararının Arka Planı
İskoçya Parlamentosu, geçtiğimiz yıl oybirliğiyle aldığı kararla, İsrail devletine ve soykırıma iştirak eden şirketlere karşı tam bir boykot uygulanması çağrısında bulunmuştu. Karar, İskoçya'nın Filistin halkına verdiği desteğin en somut göstergelerinden biri olarak görülmüştü. Ancak aradan geçen bir yıla rağmen, İskoç hükümetinin bu kararı hayata geçirmek için somut adımlar atmadığı iddia ediliyor. Filistin yanlısı gruplar, hükümetin sadece söylemde kaldığını, icraat noktasında ise herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini vurguluyor.
SNP'nin İsrail boykotu konusundaki isteksizliği, parti içinde de tartışmalara yol açmış durumda. Bazı milletvekilleri, kararın gereğinin yapılması için hükümete baskı yaparken, parti yönetiminin ekonomik ve diplomatik kaygılarla hareket ettiği öne sürülüyor. İskoçya'nın İsrail ile ticari ilişkileri ve İngiltere'nin dış politika çizgisiyle uyumlu hareket etme zorunluluğu, SNP'nin elini kolunu bağlayan faktörler arasında gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İskoçya'nın İsrail boykotu konusundaki tutumu, Birleşik Krallık'ın genel dış politika çizgisinden bağımsız değerlendirilemez. Londra yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerde temkinli bir dil kullanırken, İskoçya'nın daha cesur adımlar atması bekleniyordu. Ancak SNP'nin, bağımsızlık sonrası olası bir İskoçya'nın uluslararası konumunu zedelememek adına hareket ettiği yorumları yapılıyor.
Filistin yanlısı gruplar, İskoçya'nın kararını uygulamamasının, diğer ülkeler nezdinde de olumsuz bir örnek teşkil ettiğini savunuyor. Özellikle Avrupa'da İsrail'e yönelik boykot çağrılarının arttığı bir dönemde, İskoçya'nın bu konudaki pasif tutumu, uluslararası alanda hayal kırıklığı yaratmış durumda. Buna karşın, İskoç hükümeti, boykotun tek taraflı olarak uygulanmasının İngiltere'nin dış politika yetkisiyle çelişebileceğini savunuyor.
Öte yandan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları uluslararası kamuoyunda geniş yankı bulmaya devam ediyor. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını dile getiriyor. İskoçya Parlamentosu'nun kararı, bu küresel hareketin bir parçası olarak görülmüştü. Ancak kararın uygulanmaması, sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'e yönelik boykot çağrılarını ve Filistin davasını uzun süredir destekleyen bir ülke olarak, İskoçya'daki bu gelişmeyi yakından takip etmektedir. İskoçya'nın aldığı kararı uygulamaması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği 'çifte standart' eleştirilerini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa'daki Filistin yanlısı hareketlerle dayanışma içinde olması, diplomatik açıdan önem taşımaktadır. İskoçya gibi bölgesel parlamentoların kararlarının uygulanmaması, uluslararası hukukun etkinliği konusunda soru işaretleri yaratmakta ve Türkiye'nin adil bir dünya düzeni çağrılarını haklı çıkarmaktadır.