İsrail güvenlik güçleri, Salı günü Doğu Kudüs'ün bir banliyösünde bulunan ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) tarafından işletilen bir mesleki eğitim merkezini ele geçirdi. Bu hareket, İsrail'in son dönemde uluslararası toplumun yoğun eleştirileriyle karşı karşıya kalan ajansa yönelik baskılarını artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Saldırı, BM Genel Sekreteri António Guterres'in sert tepkisini çekti; Guterres, İsrail'in bu adımını 'kabul edilemez' olarak nitelendirdi ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Ele geçirilen tesis, UNRWA'nın Doğu Kudüs'teki en büyük eğitim kurumlarından biri olarak biliniyor. Binlerce Filistinli mülteci gencine mesleki eğitim veren merkez, özellikle marangozluk, metal işleri, elektrik ve bilgisayar teknolojileri gibi alanlarda kurslar düzenliyordu. Tesisin İsrail ordusu tarafından 'operasyonel ihtiyaçlar' gerekçesiyle kullanılmak üzere geçici olarak ele geçirildiği bildirildi. Ancak UNRWA yetkilileri, bu gerekçenin gerçekçi olmadığını ve tesisin kalıcı olarak işgal edilmesinden endişe duyduklarını ifade etti.
İsrail'in bu hamlesi, UNRWA'nın faaliyetlerine yönelik son dönemde artan kısıtlamaların bir parçası olarak görülüyor. Geçtiğimiz aylarda İsrail, ajansın Doğu Kudüs'teki bazı ofislerini kapatmış ve çalışanlarına yönelik vize kısıtlamaları getirmişti. Ayrıca, İsrail hükümeti içinde UNRWA'nın tamamen kapatılması yönünde güçlü bir lobi faaliyeti yürütülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce ajansı 'terörle bağlantılı' olmakla suçlamış ancak bu iddialar kanıtlanamamıştı.
BM yetkilileri ise UNRWA'nın bölgedeki Filistinli mülteciler için hayati önem taşıdığını ve ajansın sağladığı eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerin milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşıladığını belirtiyor. UNRWA'nın finansmanı, ABD yönetiminin 2018'de fonları kesmesinin ardından ciddi bir kriz yaşamış, ancak diğer ülkelerin katkılarıyla kısmen telafi edilmişti. Şimdi İsrail'in bu son hamlesi, ajansın bölgedeki varlığını daha da zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının en kritik noktalarından biri olan Doğu Kudüs'ün statüsü konusundaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler Kararları uyarınca Doğu Kudüs, işgal altındaki Filistin toprakları olarak kabul ediliyor ve İsrail'in bu bölgedeki tüm işgal faaliyetleri uluslararası hukuka aykırı sayılıyor. İsrail'in UNRWA tesisine el koyması, bu bölgedeki BM varlığını hedef alan en cüretkar adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler de oldukça sert oldu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptığı açıklamada İsrail'in bu kararını 'uluslararası insancıl hukukun açık ihlali' olarak nitelendirdi ve derhal geri adım atılması çağrısında bulundu. Arap Birliği de konuya ilişkin acil bir toplantı düzenleyerek İsrail'i kınadı. Öte yandan ABD yönetimi, bu konuda henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak uzmanlar, Biden yönetiminin bu tür tek taraflı adımlara karşı çıkmasına rağmen, İsrail'e yönelik politikasında denge gözetmeye çalıştığını belirtiyor.
Bu gelişme, İsrail'in batı Şeria'da yasa dışı yerleşimleri genişletme politikasıyla birlikte düşünüldüğünde, iki devletli çözümün giderek daha fazla tehlikeye girdiğini gösteriyor. BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, yaptığı yazılı açıklamada, bu tür adımların barış sürecine ciddi zarar verdiğini ve taraflar arasındaki güveni daha da aşındırdığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde uzun süredir BM nezdinde UNRWA'nın faaliyetlerini destekleyen ve Filistinli mültecilerin haklarını savunan bir ülke konumunda. Bu olay, Türkiye'nin geleneksel olarak Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getirirken, Ankara'nın da İsrail'in bu adımına karşı kınama mesajları yayınlaması beklenebilir. Türkiye'nin bölgedeki etkinliği açısından, bu tür gelişmeler hem Türk kamuoyunda hem de İslam dünyasında hassasiyet yaratmakta ve Ankara'nın Filistin'e yönelik diplomatik girişimlerini hızlandırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin UNRWA'ya mali destek sağlayan ülkeler arasında yer alması, bu tür saldırıların Türk dış politikasının öncelikleri arasında kalmasına neden oluyor.