İsrail yönetimi, Beyaz Saray’daki bazı üst düzey yetkilileri, İran’a yönelik ortak bir askeri operasyon planını Ankara’ya sızdırmakla suçluyor. Middle East Eye’ın haberine göre, Tel Aviv’den üst düzey bir kaynak, “operasyonel bir sır” olarak nitelendirilen planın Türk istihbaratına ulaştığını ve bunun “kabul edilemez bir güven ihlali” olduğunu belirtti. İsrail Dışişleri Bakanlığı ve istihbarat teşkilatı Mossad’dan ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak İsrail basını, Netanyahu hükümetinin Washington’a bu konuda gayriresmi yollardan rahatsızlık ilettiğini yazıyor.
Gelişmenin arka planı
Sızıntı iddiası, ABD-İsrail arasındaki üst düzey istişarelerin yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir hava saldırısını masaya yatırdığı biliniyor. Özellikle Natanz ve Fordo tesislerinin hedef alınabileceği konuşulurken, Türkiye’nin bu plana dair erken uyarı alması Ankara’nın bölgedeki pozisyonunu yeniden şekillendirebilir. Türkiye, uzun süredir İran’la diplomatik kanalları açık tutarken, aynı zamanda ABD ve İsrail’le de stratejik diyalog yürütüyor. Ancak son dönemde Ankara’nın Tahran’a yönelik daha ılımlı bir tutum sergilemesi, İsrail’de tedirginlik yaratmıştı. Geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede, “bölgesel gerginliğin azaltılması” vurgusu yapılmıştı.
Beyaz Saray’dan ise sızıntı iddialarına ilişkin henüz bir yanıt gelmedi. Ancak Washington’dan ismi açıklanmayan bir diplomat, “İsrail’in bu tür suçlamalarla operasyonel planları kendi kamuoyu önünde meşrulaştırmaya çalıştığını” öne sürdü. Öte yandan, İran yönetimi de planın sızdırılmasıyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı; anc Tahran’ın bu iddiaları “psikolojik savaş” olarak nitelendirebileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu sızıntı iddiası, ABD-İsrail-Türkiye arasındaki üçgen ilişkiyi yeni bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor. Washington, bir yandan İsrail’in güvenlik garantörü olmaya devam ederken, diğer yandan Türkiye’yle NATO müttefiki olarak askeri işbirliğini sürdürüyor. Ancak özellikle İran meselesi, bu iki müttefik arasında ciddi bir ayrışma noktası oluşturuyor. İsrail, Türkiye’nin İran’a askeri müdahaleye sıcak bakmadığını ve hatta önleyici hamleleri Ankara’ya bildirebileceğini düşünüyor. Eğer sızıntı doğruysa, bu Türkiye’nin bölgedeki arabuluculuk rolünü güçlendirebilir; ancak aynı zamanda İsrail’le ilişkileri daha da germe riski taşıyor.
Bölgesel düzeyde, bu haberin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran’a karşı temkinli ülkelerde de yankı bulması bekleniyor. Zira sızıntı, ABD istihbaratının güvenilirliğine dair soru işaretleri yaratırken, bölge ülkelerinin kendi istihbarat paylaşım protokollerini gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, İran’ın nükleer müzakereleri yeniden canlandırma çabalarının ortasında böyle bir sızıntının yaşanması, Batı’nın Tahran’a karşı elini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin bölgesel bir krizde kritik bir bilgi akışının hedefi haline geldiğini gösteriyor. Ankara, sızıntıyı kendi lehine kullanarak hem İran’la diyaloğunu güçlendirebilir hem de ABD’ye ‘güvenilir bir ortak’ olduğunu kanıtlama fırsatı yakalayabilir. Ancak İsrail’le son dönemde normalleşme sinyallerine rağmen, bu tür bir güven bunalımı ilişkileri yeniden gerginleştirebilir. Türkiye’nin asıl sınavı, bu süreçte bağımsız dış politika çizgisini korurken, hem NATO ittifakındaki konumunu hem de İran’la kurduğu hassas dengeyi sürdürebilmek olacak. Eğer sızıntı doğrulanırsa, Ankara’nın bölgede daha aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi muhtemel.