İsrail, 17 Haziran Çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Filistin kenti El Halil'in merkezinde yaşayan Yahudi yerleşimciler için bir okulun genişletilmesini onayladı. Filistinli yetkililere göre bu adım, 1997 yılında imzalanan ve bölgedeki yerleşim faaliyetlerini sınırlayan bir anlaşmayı ihlal ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
El Halil, Batı Şeria’nın en büyük şehirlerinden biri olup, tarihi ve dini önemiyle öne çıkıyor. Şehir, birkaç yüz Yahudi yerleşimcinin binlerce Filistinli arasında yaşadığı, gerginliğin yüksek olduğu bir bölge. 1997’de imzalanan El Halil Protokolü, şehirdeki İsrail askeri varlığını ve yerleşim faaliyetlerini düzenlemişti. İsrail'in yeni inşaat planı, mevcut bir Yahudi okulunun genişletilmesini içeriyor. Bu okul, Filistinlilerin yoğun olarak yaşadığı bir mahallede yer alıyor. Filistin Yönetimi, bu hamlenin iki devletli çözümü baltaladığını ve barış görüşmelerini olumsuz etkilediğini savunuyor. İsrail ise söz konusu inşaatın yerleşimcilerin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olduğunu belirtiyor. Uluslararası toplum, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, bu tür adımları defalarca kınamış olmasına rağmen, İsrail inşaat faaliyetlerine devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in bu hamlesi, yalnızca Filistin-İsrail çatışmasını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. El Halil’deki gerilim, sık sık şiddet olaylarına yol açıyor. Son yıllarda bölgede Filistinli protestocularla İsrail güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanıyor. Ayrıca, İsrail’in yerleşim politikaları, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından da eleştiriliyor. Ancak İsrail hükümeti, özellikle sağ kanat partilerin etkisiyle yerleşimleri genişletmeye devam ediyor. Bu durum, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini giderek zorlaştırıyor. Bölge ülkeleri, özellikle Ürdün ve Mısır, İsrail’in bu adımlarını endişeyle karşılıyor. Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayan ülkeler ise sessiz kalmayı tercih ediyor. Küresel ölçekte, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bu konuda alınan kararlar sıklıkla ABD vetosuyla karşılaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinir ve İsrail’in yerleşim faaliyetlerini düzenli olarak kınamaktadır. Bu gelişme, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu kullanarak Filistin yönetimine diplomatik destek sağlamasını gündeme getirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin İsrail ile son dönemde artan ticari ilişkileri ve enerji işbirliği, bu tür adımlar nedeniyle gerilime yol açabilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistin’in yanında yer alarak uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışacaktır. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir.