FRANSA'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nde konuşan ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yürütülen nükleer müzakerelere paralel olarak, Tahran'ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlerinin Körfez ülkeleriyle müzakere edileceğini açıkladı. Trump, 17 Haziran Çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, "İran'ın balistik füzeleri ve terör vekilleri konusunu Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ortaklarımızla ele alacağız. Bu, nükleer anlaşmanın tamamlayıcı bir parçası olacak" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik çok boyutlu baskı stratejisinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında Viyana'da süren nükleer müzakereler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (JCPOA) dönüş hedefliyor. Ancak Trump yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerinin yanı sıra, balistik füze programını ve bölgedeki vekil güçleri (Hizbullah, Husiler, Irak'taki Şii milisler) de masaya yatırmak istiyor. Trump, "Nükleer anlaşma tek başına yeterli değil. İran'ın füze kabiliyeti ve komşularını istikrarsızlaştıran eylemleri de ele alınmalı" dedi.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın balistik füzelerini ve Yemen'deki Husilere verdiği desteği uzun süredir güvenlik tehdidi olarak görüyor. Trump'ın bu açıklaması, Körfez müttefiklerine verilen bir güvence olarak yorumlandı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed, daha önce İran'la kapsamlı bir anlaşma talep ettiklerini belirtmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu girişimi, ABD'nin Ortadoğu'daki geleneksel müttefikleriyle koordinasyonunu artırırken, İran'la müzakere sürecini karmaşıklaştırma riski taşıyor. İran, nükleer müzakerelerin füze programını kapsamasına kesin bir dille karşı çıkıyor. Tahran, balistik füzelerini savunma amaçlı ve müzakere edilemez olarak nitelendiriyor.
Öte yandan, İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki etkisi, bölgesel dengeleri sarsmaya devam ediyor. ABD'nin Körfez ülkeleriyle yürüteceği bu görüşmeler, İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlama hedefinin bir parçası. Avrupa ülkeleri ise nükleer anlaşmaya odaklanılmasını ve füze konusunun daha sonra ele alınmasını tercih ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, G7'de yaptığı açıklamada, "Öncelik nükleer anlaşma. Diğer konular zaman alabilir" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Körfez ülkeleri ve İran'la olan dengeli dış politikasını doğrudan ilgilendiriyor. ABD'nin İran'a yönelik baskıyı artırması, Türkiye'nin İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın vekil güçleri arasında sayılan Hizbullah ve Irak'taki Şii milisler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik endişeleriyle bağlantılı. Öte yandan, Körfez ülkeleriyle yapılacak görüşmelerin sonuçları, Türkiye'nin Katar krizi ve Suudi Arabistan'la ilişkileri bağlamında da bölgesel denklemleri etkileyebilir. Ankara'nın, bu süreçte hem İran'la diyaloğunu koruması hem de Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi gerekecek.