İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli noktalarında Pazartesi günü altı Filistinli evi ve bir doğrama atölyesini yıkarak onlarca kişiyi evsiz bıraktı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, İsrail buldozerleri Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cibin kenti batısında bulunan Barta'a beldesinde beş Filistinli evini yerle bir etti. Yıkımlar, uluslararası toplumun ve insan hakları örgütlerinin defalarca kınadığı, işgal altındaki topraklarda Filistinlilere ait yapıların hedef alınmasının son örneği olarak kayıtlara geçti. Saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere onlarca Filistinli, bir gecede zorla yerinden edildi.
Yıkımların arka planı: İsrail'in 'izin sistemi' ve uluslararası hukuk
İsrail ordusu, söz konusu yıkımların 'askeri ihtiyaçlar' ve 'izinsiz inşaat' gerekçesiyle gerçekleştirildiğini savundu. Ancak Filistinli yetkililer ve insan hakları grupları, bu tür yıkımların, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da uyguladığı ayrımcı imar politikalarının bir parçası olduğunu belirtiyor. İsrail, Batı Şeria'nın yüzde 60'ından fazlasını kontrol eden Sivil Yönetim aracılığıyla Filistinlilere neredeyse hiç yapı izni vermiyor. Oysa aynı bölgelerdeki Yahudi yerleşimciler için her türlü inşaat izni serbestçe veriliyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk organları tarafından savaş suçu olarak nitelendirilen yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlıyor. 1949 Cenevre Sözleşmeleri'ne göre işgalci güç, işgal altındaki bölgede sivil mülkiyete keyfi olarak el koyamaz veya bunları yıkamaz.
Barta'a beldesinde yıkılan evlerin sahiplerinden Muhammed Salih, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bir gecede her şeyimizi kaybettik. Çocuklarımın nerede uyuyacağını bilmiyorum. Bu bir kolektif cezalandırmadır" dedi. Salih, ailesinin evi 2018 yılında inşa ettiğini ve o tarihten bu yana yıkım kararıyla karşı karşıya olduklarını belirtti. Benzer bir durum, doğrama atölyesi yıkılan Ebu Hassan ailesi için de geçerli. Aile, atölyenin yıkılmasıyla tek geçim kaynağını kaybettiğini ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası tepkiler ve 2024'te artan yıkım
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2024 yılında şu ana kadar Batı Şeria'da 800'den fazla Filistinli yapısı yıkıldı veya yıkılmaya zorlandı. Bu sayı, 2023'ün aynı dönemine göre yüzde 30 artış anlamına geliyor. Avrupa Birliği ve ABD, yıkımları kınayan açıklamalar yapsa da, İsrail'e karşı somut bir yaptırım uygulamıyor. Bu durum, uluslararası hukukun işlevsizliği ve 'iki yüzlü standart' eleştirilerini yeniden alevlendiriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı koalisyon hükümeti, Yahudi yerleşimlerini yasallaştırma ve Batı Şeria'yı fiilen ilhak etme politikasını sürdürüyor.
Bölgesel olarak, Filistin Yönetimi ve Hamas, yıkımları kınarken, Arap Birliği acil toplantı çağrısı yaptı. Mısır ve Ürdün, İsrail'e uyarılarda bulundu ancak somut adım atılmadı. Türkiye ise yıkımları 'insanlık suçu' olarak nitelendirerek İsrail'i kınayan sert bir açıklama yayımladı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'İsrail'in hukuk tanımaz politikalarına bir an önce son vermesi gerektiği' vurgulandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki bu yıkım, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Türkiye, Hamas ile siyasi diyaloğunu sürdürürken, İsrail ile ticari ilişkileri devam ediyor. Bu tür yıkımlar, Ankara'nın kamuoyu önünde İsrail'i daha sert eleştirmesine neden olabilir ancak ekonomik yaptırım gibi somut adımlar gündeme gelmeyebilir. Bölgesel olarak, Türkiye'nin Filistin konusunda liderlik rolü üstlenme çabası, bu tür olaylarla test ediliyor. Ayrıca, Batı Şeria'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin Ortadoğu politikasını da dolaylı olarak şekillendirebilir.